Çanakkale Kara Muharebeleri

105 yıl önce 25 Nisan sabahı Gelibolu Yarımadası’nda başlayan Çanakkale Kara Muharebeleri’ni ve Mustafa Kemal’in tarihi nasıl değiştirdiğine dünyanın tanık ettiği o gün ve arkasından gelen zafer hepimize kutlu olsun!

‘ÇANAKKALE’Yİ GEÇEMEZSİNİZ’… 1915’in Mayıs ayında 14. Alay askerleri tarafından savunulan Bombasırtı mevkiindeki düşman siperlerine bir bildiri atılmıştı. ANZAC askerlerini teslim olmaya çağıran belgenin orijinali ATASE arşivlerinde ortaya çıktı.

Çanakkale’de Türk tarafının savunma planı; kıyıların kuvvetli tutulması, düşmanın henüz denizde iken karşılanması ve karaya çıkmasının engellenmesi, karaya çıktığı takdirde karşı taarruzlarla denize dökülmesi esasına dayanıyordu.  Gelibolu’ya 5 inci Ordu Komutanı olarak atanan Alman generali Liman Von Sanders’e göre çıkarma; Gelibolu’da Saroz Körfezi’ne ve Anadolu yakasındaki Beşike ile Kumkale’ye yapılırdı. Sanders, kendi anlayışına göre, Kolordunun savunma planını değiştirmiş, bu nedenle kıyılarda sadece zayıf örtme ve gözetleme postaları bırakılmış, kuvvetin büyük kısmı geri bölgelerde tertiplenmiştir. Düşman hangi bölgelere çıkarma yaparsa gerideki kuvvetler oraya sevk edileceklerdi. Sanders’in İtilaf Kuvvetlerini Çanakkale cephesine uzun süre bağlayarak, Avrupa cephelerinde Almanların karşısındaki kuvvetleri azaltmak gibi  bir düşünce içinde olabileceği  de akla gelmektedir.  

Türk birliklerinin kuruluşu; 3 ncü Kolordu Gelibolu’da, 15 nci Kolordu ise Anadolu tarafında tertiplenmişti. Esat Paşa komutasındaki 3 ncü Kolordu emrinde üç (7, 9 ve 19 uncu Tümenler), Alman Generali Weber komutasındaki 15 nci Kolordu emrinde iki (3 ve 11 nci Tümenler) ve doğrudan 5 nci Ordu’ya bağlı bir tümen (5 nci Tümen) olmak üzere toplam 6 tümen ile bir bağımsız süvari tugayı ve 4 seyyar jandarma taburu bulunmaktadır. Başlangıçta Türk tarafı  8’i jandarma olmak üzere 57 tabur ile 24 topçu bataryası kuvvetinde idi.  Savaşın devamı süresince yapılan kıta kaydırmalarıyla, Gelibolu’daki tümenlerin sayısı 16’ya çıkarılmıştır.

İtilaf Devletleri’nin çıkarma planı; Asıl çıkarma yeri, Seddülbahir ve Kabatepe ile Arıburnu arasındaki bölge olarak kararlaştırılmıştı. Siklet merkezi Seddülbahir bölgesiydi. Asıl çıkarma yeri hakkında Türkleri yanıltmak ve bu bölgelerdeki Türk kuvvetlerini yerlerine bağlamak maksadıyla Saroz Körfezi ile Anadolu yakasındaki Kumkale ve Beşike bölgelerine gösteriş(yanıltma) harekatı düzenlenecekti.

General Hamilton komutasındaki İtilaf Devletleri birliklerinin kuruluşu; 1 Fransız tümeni, 1 deniz tümeni, İngiliz 29 ncu Tümen ve 2 tümenli Anzak Kolordusu. Fransız Tümen’inin bir tugayı Müstemleke, diğer tugayı ise Anavatan tugayından teşkil edilmiştir. Müstemleke Alay’larının bir taburu Fransız,  iki taburu ise Senegalli askerlerden oluşmuştur. Anzak Kolordusu’nun bir tümeni Avustralya ile Yeni Zelandalı askerlerden, diğer tümeni ise Avustralyalı askerlerden oluşmuştur. Düşmanın bu kuruluşu içinde; 60 tabur ve 40 topçu bataryası vardı. Ayrıca, 72 uçağı ile çıkarmayı denizden destekleyecek çok sayıda savaş, nakliye, çıkarma sandalları ve çeşitli gemileri bulunmaktaydı. Mayıs ayında, İtilaf Devletlerinin kara ordusuna bir Fransız tümeni ile bir Hint tugayı katılmıştır.

25 Nisan 1915 sabahı Müttefik kuvvetler, Seddülbahir ve Arıburnu’na donanmanın ateş desteği altında asker çıkarmaya başladılar. Bu arada düşman gemiler Saroz  Körfezi ile Anadolu yakasındaki Kumkale ve Beşike’deki Türk mevzilerini de bombardımana başladı. Saroz’a ve Kumkale’ye aldatma amacıyla asker çıkarıldı ise de, aynı günün gecesi bu askerler geriye çekilmiştir.                               

Seddülbahir‘de

25 Nisan sabahı, İngiliz 29 ncu Tümen’i  donanmanın yoğun ateş  desteğinde Seddülbahir’de, kapalı adları ile anılan beş ayrı yere (Y:Sarıtepe güneyi, X:İkiz koyu, X:Teke koyu, V: Ertuğrul koyu, S:Morto koyu)  çıkarma harekatına başladı. İlk hedef olarak Alçıtepe ele geçirilecek, Kilitbahir platosu’na ilerlenerek, merkez tabyaları susturulacak, boğaz giriş bölgesi elde edilecekti. Bu bölgeyi Yarbay Hafız Kadri komutasındaki 26 ncı Alay’ın  Binbaşı Mahmut Sabri’nin komuta ettiği 3 ncü Tabur’u savunuyordu.

Donanmanın üstün ateş desteğinde, Seddülbahir kıyılarına çıkarma yapan İngiliz kuvvetleri, bu kıyıları savunan kahraman Türk askerinin çok şiddetli mukavemeti ile karşılaştılar. Takım ve manga kuvvetinde küçük birlikler halinde tertiplenen Türk birliklerinin açtıkları ateş sonucu, binlerce İngiliz askerinin cesetleri sahilleri doldurmuştu. Ezineli Yahya Çavuş, takımıyla Ertuğrul Koyu’nu 12 saat savunmuş, çıkarma yapan düşmanı perişan etmiştir. 25 ve 26 Nisan günlerinde, kahraman Türk askerinin bu direniş karşısında çok büyük zayiat veren İngiliz kuvvetleri bekledikleri başarıyı elde edememiş ve hedefleri olan Alçı Tepe’yi ele geçirememişlerdi. Ancak, donanmanın ateş desteği ve takviyeler ile kıyıda tutunabilmişlerdir.

Arıburnu Çıkarması:

5 nci Ordu Komutanı General Sanders’in kişisel değerlendirmesi ve savunma planlarına uyularak Arıburnu bölgesi Seddülbahir’de olduğu gibi, zayıf kuvvetlerle tutulmuştur. Yarbay Şefik (Aker)’in komutasındaki 27 nci Alay’ın Binbaşı İsmet’in komutasındaki 2 nci Tabur’u bu bölgeyi örtmek ve savunmakla görevlendirilmişti.

Çıkarma yapacak Anzak Kolordusu Komutanı General Birdwood’un planı; çıkarmaya müteakip, Kocaçimen-Conkbayırı-Kemalyeri-Kavak Tepe-Kabatepe hattını ele geçirmekti. Çıkarma Kabatepe Bölgesine planlanmıştı. 25 Nisan 1915 sabahı, muhripler karaya çıkacak Anzak askerlerini taşıyan tekneleri Kabatepe’nin 1.250 m. açığında bıraktılar. Akıntı veya rüzgar nedeni ile mi yoksa kılavuz hatası sonucu mu? Nedeni kesin bilinmez. İlk çıkarma dalgası hedeften saptı, planlanan yerin 1.500 m. kuzeyine, yani Arıburnu sahiline-sonradan Anzak Koyu olarak adlandırılan koy-yanaştı. Yanlış sahile çıkan Anzak askerleri şaşkınlık içinde idiler. Etrafı yüksek tepelerle çevrili bir alanda sanki kapana sıkışmışlardı. Türk tarafı da düşmanın bu sahile çıkacağına ihtimal vermemiş, bu nedenle sahil zayıf bir kuvvetle savunuluyordu. Az sayıdaki Mehmetçiğin şiddetli ve isabetli ateşleri ile kıyıya ilk çıkan bu düşman birliğinin tamamına yakını imha edilmiştir. İlerleyen saatlerde, donanmanın topçu ateşi desteğinde kıyıya çıkabilen çok sayıdaki düşman kuvveti;  sayıları azalan,  takviyelerin gelememesi ve cephanelerinin bitmesi üzerine çaresiz kalan askerlerimizin Conk Bayır’ına çekilmeleri üzerine, Arıburnu Sırtı’nı (Kanlı Sırt’ı, Kırmızı Sırt’ı ve Cesaret Tepe’yi) işgal etmiştir.

Gün ağarırken Arıburnu istikametinden top seslerinin gelmesi üzerine 19 ncu Tümen Komutanı Kurmay Yarbay Mustafa Kemal bir çıkarma yapıldığını anlayarak durumu Ordu Komutanı’na bildirmişse de bir cevap alamadı. Durum çok kritikti, sahilde çok zayıf gözetleme ve koruma birlikleri olduğunu düşünerek ve geniş bir sahile yayılmış 27 nci Alay’ın da zayiat verdiği haberlerini alınca düşmanın Conkbayırı-Kocaçimentepe hattı ve uzantısını ele geçirmesi halinde telafisi mümkün olmayacak durumlarla karşılaşılacağını düşünerek, Ordu’dan emir gelmemiş olmasına rağmen inisiyatifini kullanıp bütün sorumluluğu yüklenerek, Yarbay Hüseyin Avni’nin komuta ettiği 57 nci Alay’ı bir batarya ile Kocaçimentepe istikametinde harekete geçirdi. Kendisi de durumu izlemek üzere Conkbayırı’na çıktığında, kıyının gözetleme ve korunmasıyla görevli erlerin çekilmekte olduklarını gördü.

Mustafa Kemal, çekilen erlere:

“- Niçin kaçıyorsunuz? dedim.

  – Efendim düşman! dediler.

  – Nerede?

  – İşte, diye 261 Rakımlı Tepe’yi  gösterdiler.

Gerçekten düşmanın bir avcı hattı 261 Rakımlı Tepe’ye yaklaşmış ve sakınmadan ilerliyordu.  Şimdi durumu düşünün. Ben erler on dakika dinlensin diye kuvvetlerimi bırakmışım. Düşmanda bu tepeye gelmiş. Demek ki düşman bana benim elerimden daha yakın. Düşman benim bulunduğum yere gelse kuvvetlerim pek kötü duruma düşecektir. Kaçan erlere:

 – Düşmandan kaçılmaz, dedim.

 – Cephanemiz kalmadı, dediler.

 – Cephaneniz yoksa, süngünüz var dedim ve bağırarak bunlara süngü taktırdım; yere yatırdım. Bu erler süngü takıp yere yatınca, düşman erleri de yattılar. Kazandığımız bu andır.”

Mustafa Kemal, karşı taarruza geçen birliklerin komutanlarına şu tarihi emrini vermişti. “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar gelebilir.”

27 nci Alay’ın birlikleriyle takviye edilen 57 nci Alayı’ın yaptığı taarruz ve süngü hücumları sonucu, Anzak kuvvetleri çareyi kaçmakta buldular. Anzak Kolordusu Komutanı Birdwood’un bütün planları alt üst olmuş, koca ve güçlü Anzak Kolordusu, dar bir kıyı bölgesinde bir kargaşa içinde üst üste yığılıp kalmıştı. Anzakların moralleri çökmüş, ümitleri sönmüştü. Bu tarihten itibaren, harekat, 1915 Ağustos’una kadar dört ay süre ile Conkbayırı-Kocaçimentepe-Kabatepe bölgelerinde, tarafların karşılıklı taarruzları ve bilhassa geceleri yapılan süngü hücumları ile boğaz boğaza yakından boğuşmak suretiyle çok kanlı çarpışmalarla geçti.

Seddülbahir’de olduğu gibi Anzak Kolordusu da taarruz hedeflerine varamamış, çıktıkları yerlerden ancak 3-4 kilometre kadar bir arazi kesimini ele geçirmek imkanını bulabilmişler ve muharebenin sonuna kadar bu mevzilerde kalmışlardır.

25 Nisan’da 9 ncu ve 19 ncu Tümenler düşmanı denize dökmeğe muvaffak olamamışlarsa da ilerlemesine  de meydan vermemişlerdi. 19 Tümen Komutanı Kurmay Yarbay Mustafa Kemal’in 25 Nisan günkü duruma müdahale etmesi ve 57 nci Alayın taarruzu, Çanakkale Muharebesi’nin kaderine ve sonucuna da çok etkili oldu. Bu hususta İngiliz harp tarihi yazarlarından General Oglander, Çanakkale Savaşı ile ilgili yazdığı eserinde, Yarbay Mustafa Kemal’in bu müdahalesiyle ilgili yazısının sonunu şöyle bağlamaktadır. “19 ncu Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal’in 25 Nisan 1915’te Arıburnu civarındaki durumu derhal kavramış olmaları ve inisiyatifini kullanarak 57 nci Alay’la yaptığı taarruz, Çanakkale Muharebesi’nin sonucunu tayin etmiştir. Bir tümen komutanının üç ayrı yerde, kendi inisiyatifi ile giriştiği hareketler sonucu bir savaşın ve hatta bir ulusun kaderini değiştirecek yücelikte bir zafer kazandığı tarihte pek az görülür.”

Taktik ve idari gereklere cevap veremez durumda olan 5 nci Ordu birlikleri dört grup halinde yeniden teşkilandırıldı:

-Anadolu Grubu: Biga Yarımadası’ndaki birlikler,

-Güney Grubu: Seddülbahir Cephesi’ndeki birlikler. Komutanı Vehip Paşa (Esat Paşa’nın kardeşi)

-Kuzey Grubu: Sorumluluk bölgesi, kuzeyde Despot Liman’ından güneyde Kum Tepe’ye kadar uzanan alan. Komutanı Esat Paşa.

-Saroz Grubu.

 Suvla Çıkarması, Anafartalar ve Conkbayırı Muharebeleri:

 Suvla Çıkarması:

25 Nisan 1915 gününden, Ağustos ayı başlarına kadar geçen süre içinde müttefik kuvvetlerin gerek Seddülbahir ve gerekse Arıburnu Cephelerinde başarı elde edememeleri ve boğazı geriden düşürme imkanı bulamamaları sonucu, General Hamilton, Türk ordusunun gerilerine sarkmak ve onu çember içine alarak yok etmek için Büyük ve Küçük Kemikli arasındaki Suvla sahillerine kuvvet çıkarak, Anafartalar bölgesinde üçüncü bir cephe açmaya karar verdi.

Seddülbahir’de altı yere yapılan çıkarmalardan önemli dersler alınmış, bu defa 8-10 asker taşıyan küçük tekneler yerine her biri 500 asker ve 60 hayvan, top ve malzeme taşıyan özel çıkarma araçları yaptırılmıştı. Suvla Çıkarması tarihte o güne kadar yapılmış olan en büyük çıkarma harekatı olacaktı.

Suvla‘ya çıkarma yapan 9 ncu İngiliz Kolordusu’nun hedefi; Anzak Kolordusuyla koordineli olarak yapılacak bir taarruzla, Conkbayırı ve Kocaçimentepe blokunu ele geçirmek ve buradan ilerleyerek boğaza hakim olmaktı. 9 ncu İngiliz Kolordusu birlikleri 6-7 Ağustos gecesinden itibaren bölgeye çıkmaya başladı. Suvla’ya çıkan 22 İngiliz taburu, karşılarında 3-4 tabur kadar Türk   kuvveti bulunduğu halde ilk iki gün hemen hemen hiçbir şey yapmadılar, oturup dinlendiler, destek  birliklerinin gelmesini beklediler. İlk 24 saatte Suvla’da pek fazla bir değişiklik olmadı.  İngiliz birlikleri sahilden ancak 2-3 km. kadar içeri girebilmişlerdi. Düşmanın bu hareketsizliği, ihtiyat birliklerimize süratle bu bölgeye yetişip, duruma müdahale etme fırsatı vermiştir.

 Anafartalar Muharebesi:

Ordu Komutanı Sanders, Mustafa Kemal’i 8 Ağustos 1915 günü saat 21.45’te Anafartalar Grup Komutanlığına atadı. Böylece Anafartalar bölgesinde toplanan bütün birliklerin komutası Mustafa Kemal’e geçti.

Mustafa Kemal, 9 Ağustos sabahı, Suvla’ya çıkarma yapan 9 ncu İngiliz Kolordusu’na karşı,  7 nci ve 12 nci Tümenlere karşı taarruz emri verdi. Her iki tümenin de taarruzu başarılı oldu ve İngiliz birlikleri bu karşı taarruzla geriye püskürtüldüler. Bu harekat sonunda Mustafa Kemal,“Gerçekte düşmanın bir kolordusunu zayıf bir tümenimle Kireçtepe-Azmak arasında yenmiş, Tuzla Gölü’ne kadar takip ederek orada tespit etmiştim” demiştir.

 Conkbayırı Muharebesi:

9/10 Ağustos gecesi Anafartalar Grup Komutanı Kurmay Yarbay Mustafa Kemal, takviyeli 8 nci Tümen’e, Anzak Kolordusu’na baskın tarzında taarruz emri verdi. Taarruz gecikiyordu. Derhal yanındakilerle birlikte hücuma kalkacak askerin önüne geçti. Cesaret verici, teşvik edici kısa bir konuşmadan sonra “benim kırbaç sallayarak vereceğim işaret üzerine hemen, hepiniz düşmana atılacaksınız” emrini verdi. Çok kısa bir zaman sonra kırbacını sallamasının ardından subaylar, erler tereddütsüz bir şekilde düşmana saldırdılar. Bu esnada bir şarapnel parçası Mustafa Kemal’in göğsüne isabet etti. Parçalanan bu saat Büyük Komutan’ın hayatını kurtarmıştır.

Anzak Kolordusu’nun Komutanı Birdwood, Conkbayırı Muharebesi’nde M. Kemal’in karşısında kolodusunu bizzat yönetiyordu. Fakat gücü Mustafa Kemal’e yetmemişti. ( General Birdwood, Atatürk’ün cenaze törenine 73 yaşında ve hasta olduğu halde katılarak ona takdir ve hayranlığını ortaya koymuştur) Bu muharebede düşman binlerce ölü ve yaralı vermiş, binlercesi de esir olmuştur.

Çanakkale Savaşı’nın en kanlı muharebelerinden biri olan Conkbayırı Taarruzu sonunda Anzak birlikleri geri atılmış, Kocaçimen-Conkbayırı hattı emniyet alınmış, Anzak Kolordusu taarruz gücünü kaybetmiştir.

Anafartalar Muharebesi’nde ise İngilizlerin kesin sonuç umdukları kuşatma harekatı Türklerin başarılı savunma ve karşı taarruzları ile başarısızlığa uğratılmıştır. Bu iki muharebede 50.000 kişilik iki düşman kolordunun verdiği zayiat 18.000’dir. Diğer bölgelerde olduğu gibi Anafartalar’da çekilme tarihi olan 20 Aralık 1915 gününe kadar harekat mevzi muharebesine dönüştü.

Mustafa Kemal’in rütbesi bu muharebelerden sonra Albaylığa yükseltilmiştir.

İngilizler 21-22 Ağustos’ta, ikinci kez Anafartalar’da ve 27 Ağustos’ta, Kayacık Ağılı’da teşebbüs ettikleri taarruz denemeleri yine hüsranla sonuçlanmıştır.

Türk askerinin kahramanlık destanları yarattığı ve ölüm-kalım savaşı verdiği Çanakkale Savaşı sonunda, İtilaf Devletleri ne denizden ne de karadan boğazı açamayarak yenilgilerini kabul etmiş, zaferi Türk süngülerine teslim etmek suretiyle 20 Aralık 1915’te Arıburnu ve Anafarta’dan, 9 Ocak 1916’da da Seddülbahir kesiminden çekilmişlerdir.

Çanakkale Zaferinin Türk Ulusu’na en büyük armağanı, kuşkusuz M.Kemal ATATÜRK’dür. Mustafa Kemal, yeni kurulan bir tümeni kısa zamanda modern bir kolordu ile muharebe edecek bir duruma getirmekle, yüksek bir teşkilatçı ve yetiştirici olduğunu göstermiştir. Durum ve araziyi kavramaktaki ustalığı, seri ve isabetli kararlar vermesi ve bu kararları azimle uygulaması, Mustafa Kemal’in sahip olduğu yüksek irade, bilgi ve kendine güvenin göstergesidir.

Kaynak:http://hataydamuharipgaziler.com/Basvuru/canakkale-kara-muharebeleri.html