Mustafa Kemal Atatürk’ü Anlamak

Mustafa Kemal Atatürk’ü anlamak aslında hiç zor değildir.

Devletimizin kurucusunun bedenen aramızdan ayrılmış olması anlamından öteye gitmeyecek bu hali kabullenmek, fikirlerini öğrenerek hayatımıza tatbik edebilmek ve o ışığın peşinde yürüyebilmek…

Bu bir subjektif yaklaşım değil, bu bir öznel oluş değil, bu doğrudan doğruya yabancıların da bizzat tespit ve kararları ile ortaya konulmuş bir gerçeğin ifadesidir.

Nitekim, 1963’de Amerika Birleşik Devletleri Başkanı John Kennedy: “Çöküntü halinde bulunan bir imparatorluktan hür ve müstakil Türkiye’nin doğması, Yeni Türkiye’nin özgürlük ve bağımsızlığını şerefli bir şekilde ilân etmesi ve o zamandan beri koruması, Mustafa Kemal Atatürk’ün ve Türk halkının eseridir.” derken;

İkinci Dünya Savaşı’nda Müttefik Kuvvetlerin güneybatı cephesinin Komutanı olan Amerika’nın, beş yıldızlı generali Mc. Arthur da, Mustafa Kemal Atatürk için: “Asker-devlet adamı olarak çağımızın en büyük liderlerinden biri idi. Kendisi, Türkiye’nin, dünyanın en ileri ülkeleri arasında hak ettiği yeri almasını sağlamıştır.” hükmünü vermiştir.

Fransa Cumhurbaşkanı Albert Lebrun’un: “Akıllı ve barışçı yöntemlerle gerçekleştirdiği eseri -askerî zaferlerle taçlanan laik, demokratik Cumhuriyet-, dünya uluslarının tarihinde derin izler bırakacaktır.” şeklindeki sözlerini,

Fransa Başbakanı Briand’ın şu ifadeleri tamamlar: “Mustafa Kemal Atatürk, bir milleti birkaç yılda modernleştirmek mucizesini, olağanüstü işini göstermiştir.”

1938 yılında, Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılması üzerine, İngiltere Başbakanı Winston Churchill’in verdiği demecin de -bir zamanlar karşı karşıya savaştığı ve kendisini alt eden-dünya çapındaki gerçek bir kahramanı saygı ile anmasının açık bir göstergesi olarak değerlendirilmek durumundadır: “Savaş’ta Türkiye’yi kurtaran, Savaş’tan sonra da Türk Milleti’ni yeniden dirilten Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümü, yalnız yurdu için değil, Avrupa için de büyük bir kayıptır. Her sınıf halkın O’nun ardından döktükleri içten gözyaşı, bu büyük kahramana ve Türkiye’nin atasına değer bir görünümden başka bir şey değildir.”

Uçurumun kenarından alınmış bir ülkenin sadece kurtarıcısı değildir Mustafa Kemal Atatürk… Bu milletin kaybolmuş inancı, töresi, dimağıdır!

Mustafa Kemal Atatürk, liderdir. Yurdun düşman işgaline uğradığı dönemde İstanbul’da küçük bir evde yakılan ateşi Anadolu’ya taşıyan, inandığı ve her cümlesinde zikrettiği milleti ile korladığı bir mücadeleyi başlatandır.

O inancıdır bir milletin…

İstiklal harbinde, yokluk ve yoksulluğu, on yıldır cephede olan, yılmış ve usanmış, özgürlük ve kurtuluş inancını yitirmiş bir milleti tekrar ayağa kaldıran bir lider!

Mavi gözleriyle yaktığı ateş ile bağımsızlıktır…

Anadolu’da gerçekleşen kongrelerde yaşananlara rağmen bağımsızlık ve istiklalden hiç vazgeçmeyen, cephede askerinin yanında çarpışan, yılmayan yılmaz bir liderdir!

Bağımsızlık benim karakterim diyerek çıktığı yolda milletiyle omuz omuza verdiği mücadele sonunda, milletin üzerinde hiçbir gücün olmadığını kan ve gözyaşı ile yazılan bir destanın öncüsüdür.

Mustafa Kemal Atatürk önder ve ileri görüşlülüğü ile 20. yüzyılın en görkemli şaheserinin mimarıdır.

Bu eserin koruyuculuğunu Nutkunda ifade ettiği gibi biz gençlere emanet etmiştir. O emaneti sahiplenmek ve çağdaş devletler seviyesine çıkarmak için ne yapmamız gerektiği elbette bellidir.

“Benim size bıraktığım tek bir manevi mirasım vardır ki, o da bilimdir, fendir.” diyor. Bu sözleri ile; aklınızı kullanarak, ülkemizin geleceğine yönelik plan programlar hazırlayın, bunlar üzerinde çalışın, demek istiyor. Böylece, ülkemizin çağdaş medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarılması gayretlerinin muhakkak sonuca ulaştırılmasının, asıl hedefimiz olması gereğine işaret ediyor.

Bıraktığı eserindeki imzası, ona inananlar sayesinde sonsuza kadar var olacaktır. Hayatını milletine adamış, en başından sonuna kadar millet vurgusunu hep ifade etmiş, cephe ve kitaplar arasında geçen bir ömre vefa duymak hepimizin borcu olmalıdır.

Onu anlamak hiç zor değil. Milletine adanmış bir hayat! Cepheden cepheye koşarak geçirilmiş bir ömür. Dahası milleti, devleti için 24 saat durmadan çalışan, devamlı okuyan, tüm dünyanın önünde saygı ile eğildiği bir lider!

Mustafa Kemal Atatürk’ün, bugün Anıtkabir arşivinde yer alan 6000’e yakın kitabının hemen hepsini, notlar çıkararak okuduğunu ve bunlar üzerinde tam dikkat ve titizlikle durduğunu görüyoruz.

Demokrasi, insan hak ve özgürlükleri, kadın-erkek eşitliğinden başlarsak anlatmaya elbette egemenliğin millete ait olduğu ve ulus-kimlik kavramının oluşması için yapmış olduğu yenilikler ile devletimizin temellerini atmış, çağdaş ve medeni bir ülke ve toplum yaratmak için mücadele etmiştir.

Öyle bir ülke düşünmüştür ki, bu coğrafyadaki her şeyin hesabını yaptığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Atatürk Orman çiftliğinin kurulma amacından, sırf ağaç kesilmesin diye inşa ettirilen yürüyen köşke kadar…

Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir der, sadece bunu yapabilmek bile ne kadar kıymetli olacaktır.

Bu şanlı geçmişimize karşı olan bir borçtur.

Kanla yazılmış bir destanın en başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm fertlerine karşı borçtur.

Benim naçiz vücudum, bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti, sonsuza kadar payidar kalacaktır! Sözleriyle güvendiği ve bu ülkenin yarınlarını emanet ettiği bizler, her şeye rağmen çok çalışarak bu kutsal sorumluluk için mücadeleden bir gün bile geri kalmamalıyız.

Yine, Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli, Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti’dir. Evet o cumhuriyete ve ilkelere sahip çıkmak, bu vasiyeti yerine getirmek bizim en büyük ödevimiz olmalıdır.

Yolumuz aydınlık yarınları için gösterdiği hedef ve öğretiler ile hiç yorulmadan, usanmadan sonsuza kadar bu vatanda özgür, bağımsız ve onurluca devam edecek…

10 Kasım 1938 günü saat 09.05’te yaşamını yitiren Mustafa Kemal Atatürk’ü ebediyete intikalinin 83. yılında rahmet ve minnetle yad ediyor hatırası önünde saygı ile eğiliyoruz.

Saygı ve rahmetle…