İşgal yılları Anadolu için en karanlık dönemdi. Çünkü düşman askerleri her yeri tamamen kuşatmıştı. Bu yüzden işgalciler Türk ordusunun elindeki tüm silahları topluyordu. Ancak Türk milletinin direniş azmi asla kırılmadı. Çünkü bu büyük direnişin arkasında gizli bir güç vardı. Üstelik savaş sadece cephede sürmüyordu. Bu nedenle iletişim hatları da birer cepheye dönüşmüştü. Özellikle Milli Mücadele’de Türk kadını lojistik desteğin can damarını oluşturdu. Web sitemizin ana sayfasında yer alan tarih kategorisindeki diğer incelemeler gibi, bu yazı da şanlı bir fedakarlığı anlatıyor. Bununla birlikte, sitemizdeki Milli Mücadele Kahramanları yazımızda da belirttiğimiz gibi, bu kutsal zafer topyekun bir adanmışlıkla geldi. Çünkü cephane yoksa ordu da yoktu. Bu yüzden Türk kadınları mermileri canı pahasına korudu.

Lojistik Direniş ve Kağnı Kolları
“Dünyada hiçbir milletin kadını ‘Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım’ diyemez.”
Mustafa Kemal Atatürk bu sözü büyük bir hayranlıkla söyledi. Çünkü kadınlar, o dönemin en büyük lojistik gücünü ellerinde tutuyordu. Bu nedenle cepheye silah taşımak en hayati görevdi. Örneğin İnebolu’dan Ankara’ya uzanan İstiklal Yolu bu fedakarlıkla ölümsüzleşti. Özellikle Şerife Bacı o dondurucu kış gününde canını hiçe saydı. Çünkü cephane ıslanmasın diye çocuğunun battaniyesini mermilerin üzerine örttü. Kendisi soğuktan donarak şehit oldu. Ancak o mermiler cepheye sağsalım ulaştı. Bu nedenle Türk kadını sadece bir anne değildi. Sonuç olarak onlar bir ordunun lojistik omurgası oldular. Sitemizdeki Kurtuluş Savaşı analizimiz bu sivil lojistik başarıyı içerir.
Çetmili Kara Fatma’nın Yürek Sızlatan Hikayesi
Bununla birlikte İstiklal Yolu sadece Kastamonu’dan ibaret değildi. Çünkü ülkenin her yerinde analar ciğerparelerini bu yolda bıraktı. Örneğin bunlardan biri de Çetmili Kara Fatma’dır. Kendisi 13 yaşındaki oğluyla cepheye mühimmat taşımaktaydı. Katırı uçurumdan yuvarlandığında vazgeçmedi. Ağır mermi sandıklarını kendi sırtına aldı.
Oğlunu cepheye asker olarak uğurladı. Kendisi ise lojistik hatlarda mekik dokumaya devam etti. Bu yüzden onun hikayesi bir adanmışlık sembolüdür. Özellikle kucağındaki bebeğini evde bırakıp cepheye koşan binlerce kadının temsilcisidir. Sonuç olarak bu anneler ordunun cephane açığını kendi bedenleriyle kapattılar.
Küçük Bir Dev: 12 Yaşındaki Nezahat Onbaşı
Milli Mücadele’de Türk kadını ifadesi çocuk yaştaki kızları da kapsar. Örneğin Nezahat Onbaşı bunun en net kanıtıdır. Nezahat, 70. Alay Komutanı Hafız Halit Bey’in kızıydı. Küçük yaşta annesini kaybedince babasıyla cepheye gitti. Çocukluğu siperlerde, at sırtında geçti.
Geyve Savaşı’nda, Sakarya’da ve İnönü’de bilfiil çarpıştı. Bu nedenle askerler onun cesaretini gördüğünde geri adım atamadı. Çünkü o, kaçan askerlerin önüne geçip direniş çağrısı yapıyordu. Gösterdiği büyük başarılar nedeniyle ona onbaşı rütbesi verdiler. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ilk istiklal madalyası kararı da onun içindir.
Halide Edib ve Sultanahmet Meydanı’nın Yankısı
Milli Mücadele’de Türk kadını denince akla sadece fiziksel emek gelmemelidir. Çünkü bu mücadelenin çok güçlü bir de entelektüel boyutu vardı. Örneğin bunun en büyük temsilcisi Halide Edib Adıvar’dı. Halide Edib Sultanahmet mitinginde koca bir milleti ayağa kaldırdı. Siyahlar içindeki o güçlü kadın, işgale karşı tüm dünyaya meydan okudu.
Daha sonra Ankara’ya geçerek Anadolu Ajansı’nın kuruluşunda görev aldı. Bu yüzden o, mücadelenin hem sesi hem de kalemi oldu. Özellikle cephede ordu hemşireliği de yaptı. Geceleri cephe raporlarını yazdı. Gündüzleri ise yaralı askerlerin yaralarını sardı. Ek olarak rütbe alarak askeri bir lider gibi çalıştı.

Adana Dağlarında Bir Yiğit: Tayyibe Hatun
Bununla birlikte Güney Cephesi de kadınların kahramanlıklarıyla çınlıyordu. Çünkü Fransız işgaline karşı Adana’da büyük bir direniş vardı. Örneğin Tayyibe Hatun bu direnişin en ön safındaydı. Kendisi sekiz çocuk annesi bir köylü kadındı. Buna rağmen köyündeki kadınları örgütleyip lojistik bir ağ kurdu.
Askerlere ekmek pişirdi ve hatların arkasından mermi taşıdı. Düşman baskınında müfrezesi kuşatıldığında ise eline silah aldı. Erkeklerin çekindiği bir noktada öne fırladı. Bu yüzden onun cesareti tüm köyü ayağa kaldırdı. Çarpışma esnasında şehit düştü. Ancak onun başlattığı direniş Adana’nın kurtuluşunu sağladı.
Cephede Bir Asker: Kara Fatma ve Müfrezesi
Bununla birlikte bazı kadınlar lojistik desteği bir adım öteye taşıdı. Çünkü onlar ellerine silah alarak doğrudan cepheye koştular. Örneğin Fatma Seher Erden, yani bilinen adıyla Kara Fatma bunlardan biridir. Kara Fatma Sivas Kongresi’nde bizzat Mustafa Kemal’in karşısına çıktı. Cepheye gitmek için izin istedi.
Kendi kurduğu müfrezeyle Batı Cephesi’nde destanlar yazdı. Bu nedenle düşman askerleri onun adını duyduğunda korkuya kapılıyordu. Çünkü o, yüzlerce erkek askere komutanlık ediyordu. Özellikle Bursa ve İzmit’in kurtuluşunda çok kritik roller üstlendi. Onun cesareti sayesinde Türk kadınının savaşçı ruhu tüm dünyaya kanıtlandı. O, askeri maaşını bile Kızılay’a bağışlayacak kadar asil bir kahramandı.
İmalat-ı Harbiye ve Fabrikadaki Kadın Eli
Bu görünmez cephede fabrikalar da boş kalmadı. Çünkü erkekler cephede çarpışırken atölyeleri kadınlar devraldı. Örneğin Ankara ve Eskişehir’deki mühimmat fabrikalarında binlerce kadın çalıştı. Onlar gece gündüz demeden top mermisi ürettiler.
Kadınlar bozulan tüfekleri tamir ettiler. Aynı zamanda askerler için üniforma ve çarık diktiler. Bu yüzden imalat sanayisi kadınların elevators(ellerinde) yeniden canlandı. Özellikle patlama riski altındaki baruthanelerde korkusuzca çalıştılar. Sonuç olarak bu endüstriyel emek, askeri zaferin en büyük yakıtı oldu.

Tayyar Rahmiye ve Gördesli Makbule’nin Mirası
İletişim ve cephe kahramanları saymakla bitmez. Örneğin Güney Cephesi’nde Tayyar Rahmiye Hanım Fransızlara karşı fırtına gibi esti. Kendisi erkek askerlerin duraksadığı anda öne atıldı. Bu yüzden ona “Tayyar” yani uçan unvanı verildi. Sonuç olarak onun cesareti tüm birliği harekete geçirdi.
Aynı şekilde Gördesli Makbule de gencecik yaşında eşiyle birlikte dağlara çıktı. Çünkü o, vatanı işgal altındayken evde oturmayı reddetti. Örneğin Yunan birliklerine karşı gerilla savaşı yürüttü. Bu sayede düşman hatlarına büyük zararlar verdiler. Onların bu destansı mücadelesi olmasaydı, düzenli ordunun kurulması gecikebilirdi. Çünkü milis güçler zaman kazandırdı.
Geleceğe Işık Tutan Asil Miras
Bugün özgür topraklarda yürüyorsak bu analar sayesindedir. Çünkü onların döktüğü alın teri bu vatanın harcı oldu. İlk adım olarak bu isimleri ve fedakarlıkları asla unutmamalıyız. İkinci adımda ise Türk kadınının gücünü hayatın her alanında zirveye taşımalıyız. Sitemizin türk tarihi bölümünde bu asil kadınların diğer hikayelerini bulabilirsiniz.
Sonuç olarak tarih, cephaneyi korumak için donan o elleri altın harflerle yazdı. Onların mücadelesi bugün de bizlere rehber olmalıdır. Çünkü vatanı savunmak sadece silahla değil, sarsılmaz bir inançla ve fedakarlıkla mümkündür.
