Osmanlı Filipinler ilişkileri sanılanın aksine 20. yüzyıldan çok daha önce başlamıştır. Bu bağlamda cihan devleti, Uzak Doğu’daki Müslümanların varlığından her zaman haberdar olmuştur. Özellikle hac vazifesini ifa etmek isteyen Malay Müslümanları, İstanbul ile ilk temasları kurmuştur. Nitekim 15. asırda sömürgecilerin saldırılarına uğrayan bölge devletleri, Osmanlı’dan askeri yardım istemiştir.
Dolayısıyla Kanuni Sultan Süleyman’ın meşhur Hint Seferleri, bu Portekiz saldırılarını önlemek amacıyla yapılmıştır. Hatta II. Selim döneminde Açe Sultanlığı’na çok sayıda gemi, asker ve mühimmat gönderilmiştir. Bunun sonucunda Preveze Deniz Zaferi ile sömürgecilerin Pasifik’teki kararlı ilerleyişi uzun yıllar boyunca kırılmıştır. Kısacası Osmanlı, yıkılıncaya kadar Uzak Doğu’daki Müslüman tebaaya olan derin ilgisini sürdürmüştür.

Moro Müslümanları ve Şeyhülislamlık Ataması
Tarihsel arşiv belgeleri, devletin Filipinler’deki hassasiyetini çok net bir şekilde ortaya koymaktadır. Örneğin Başbakanlık Osmanlı Arşivi’ndeki kayıtlara göre, Taluksanga Camii’ne halifenin kutsal levhaları asılmıştır. Aynı şekilde padişah, bölgedeki Müslümanların ihtiyaçlarını gidermek için ehil zatları özel olarak görevlendirmiştir. Özellikle Filipinler’deki Moro Müslümanları, İspanyol ve Amerikan baskılarına karşı her zaman İstanbul’dan koruma beklemiştir.
Üstelik Amerika ile yapılan anlaşmaların ardından, Filipinler adalarına Mehmed Vecih Efendi Şeyhülislam atanmıştır. Nitekim Emniyet-i Umumiye Müdriyeti, bu atamanın Müslümanlar arasında büyük bir heyecan yaratacağını belirtmiştir. Bu yüzden Vecihi Efendi’nin bölgedeki tüm masrafları, devletin örtülü ödeneginden doğrudan karşılanmıştır. Zira Osmanlı idaresi, okyanusun ötesindeki Müslümanların haklarını korumayı kutsal bir görev saymıştır.
Osmanlı'nın Filipinler ve Moro Müslümanları Stratejisi (1910)
├── Dini Temsil --> Bölgeye Mehmed Vecih Efendi'nin Şeyhülislam olarak atanması.
├── Manevi Bağ --> Taluksanga Camii'ne Halifenin kutsal levhalarının asılması.
├── İstihbarat --> Amerikalı Binbaşı Con Finli'nin saraya sunduğu gizli Moro raporu.
└── Eğitim Gücü --> Endonezya ve Malay gençlerinin Harbiye Mektebi'nde eğitilmesi.
Amerikalı Binbaşının Gizli Raporu ve Casusluk Savaşları
Sosyolojik ve psikolojik açıdan, bölgedeki güç dengeleri Osmanlı tarafından çok yakından takip edilmiştir. Özellikle Filipinler’de görev yaparken Müslüman olan Amerikalı Binbaşı Con Finli, İstanbul’a gelmiştir. Nitekim bu Amerikalı subay, padişah tarafından huzura kabul edilerek Meşihat Makamı’na gizli bir rapor sunmuştur. Bununla birlikte Sultan II. Abdülhamid, Endonezya ve Filipinli gençleri İstanbul Harbiye Mektebi’ne getirterek askeri eğitim vermiştir.
Dolayısıyla bu gençler, ülkelerine döndüklerinde sömürgecilere karşı direniş kuvvetlerini bizzat örgütlemişlerdir. Ayrıca İspanyollar, Osmanlı vatandaşlarının Küba ve Filipinler’e gitmesini engellemek için pasaport vizelerini durdurmuştur. Buna karşılık Babıali, San Francisco’dan sahte Osmanlı pasaportu alarak Moro Müslümanlarını kışkırtmak isteyen İrlandalı anarşist Con Dober’in talebini derhal reddetmiştir. Çünkü Osmanlı Devleti, sömürgeci güçlerin kendi nüfuzunu bir provokasyon aracı olarak kullanmasına asla izin vermemiştir.

Manila Limanı ve Kaçan Devasa Ticari Fırsatlar
Sonuçta yaşanan bu diplomatik gelişmeler, Manila’ya kalıcı bir Başşehbender atanmasıyla en üst seviyeye ulaştı. Bu bağlamda göreve gelen Necib Halil Efendi, 1910 yılında çok kapsamlı bir ticaret layihası hazırladı. Bilindiği gibi Filipinler, Japonya, Avustralya ve Amerika rotasındaki en önemli küresel liman konumundaydı. Şöyle ki sadece 1910 senesinde Manila limanına tam 860 büyük buharlı vapur uğramıştı.
Ancak adalar zirai açıdan zengin olmadığı için tüm temel ihtiyaç maddeleri dışarıdan ithal ediliyordu. Buna rağmen bölgede dünyaca ünlü Manila tütünü, şeker ve halat yapımında kullanılan apaka bitkisi yetiştiriliyordu. Özellikle Necib Halil Bey, bölgede hiçbir fabrika olmadığı için Avrupalıların malları 4 katı fiyata sattığını hayretle rapor etmiştir. Fakat ne yazık ki Manila’daki Osmanlı tüccarları, Türkiye’nin kaliteli emtialarını bu devasa pazara sokmakta çok vizyonsuz davranmışlardır.
Sonuç: Pasifik’te Yarım Kalan Küresel Vizyon
Son tahlilde Osmanlı Filipinler ilişkileri, cihan devletinin vizyonunun sınır tanımadığını gösteren muazzam bir tarihi vesikadır. Bireysel düzlemde canı pahasına raporlar hazırlayan Necib Halil Bey, uzak diyarlardaki pazar açığını çok doğru analiz etmiştir. Devletin din ve siyaset zemininde kurduğu Moro ittifakı, sömürgecilerin tüm engellemelerine rağmen başarıyla yürütülmüştür. Ancak yerli tüccarların sermaye ve lojistik vizyonsuzluğu, bu devasa Pasifik pazarını tamamen Avrupalıların eline bırakmıştır. Nihayetinde Manila’da dalgalanan şehbenderlik sancağı; sadece ticari bir hamle değil, halifenin dünyadaki en uzak Müslüman topluluğa kadar uzanan şefkat elinin tarihi bir kanıtıdır.
Yazımıza kaynaklık eden makalem: Osmanlı Devleti ile Filipinler Ticari İlişkileri. Turkish Studies Dergisi,