Kut’ül Amare Kuşatması ve Zaferin İlk Adımları
Kut’ül Amare Kuşatması, Birinci Dünya Savaşı’nın Irak Cephesi’nde Osmanlı ordusunun İngilizlere karşı kazandığı devasa bir zaferdir. Öncelikle Tümgeneral Charles Townshend komutasındaki İngiliz tümeni, 1915 yılında Bağdat’a doğru ilerlemeyi hedefledi. Ancak işgalci birlikler Selman-ı Pak Muharebesi’ni kazanamayarak geri çekildi ve Kut kasabasına sığındı.
Bunun üzerine Mareşal Von der Goltz Paşa’nın emriyle Miralay ‘Sakallı’ Nurettin Bey, 27 Aralık 1915’te Kut’u kuşattı. Nitekim İngiliz ordusu, Kut’taki garnizonu kurtarmak amacıyla Tigris Kolordusu ile hemen taarruza geçti. Fakah Osmanlı kuvvetleri, 6 Ocak 1916 tarihli Şeyh Saad Muharebesi’nde düşmanı ağır kayıplarla geri püskürttü. Daha sonra komutayı devralan Mirliva Halil Paşa, Vadi ve Felahiye muharebelerinde İngiliz ordusuna geçit vermedi.

Tarihin İlk Havadan İkmal Denemesi
Bu bağlamda İngilizler kuşatmayı sona erdirmek için Mart başında General Aylmer komutasında yeniden saldırdılar. Buna karşılık Miralay Ali İhsan Bey komutasındaki 13. Kolordu, Sâbis mevkiinde düşmanı yine yenilgiye uğrattı. Sonuç olarak İngiliz ordusu, takviye kuvvetlerle saldıran yeni General Gorringe yönetiminde de Felahiye’de ağır kayıplar verdi.
Ayrıca kuşatma altındaki birliklerin açlık çekmesi üzerine İngiliz ordusu, askeri tarihte bir ilki gerçekleştirdi. Nitekim Britanya uçakları, çaresizlik içinde Kut garnizonuna havadan yiyecek ve mühimmat ikmali yapmayı denedi. Fakat pilotların havadan bıraktığı bu yardımlar, sıklıkla Osmanlı siperlerine veya Dicle Nehrine düştü. Dolayısıyla bu lojistik çabalar, Kut kasabasındaki kaçınılmaz mağlubiyet sonucunu ve askeri dengeleri asla değiştiremedi.
Tarihi Teslimiyet ve Şanlı Mesaj
Altıncı Ordu Komutanı Mareşal Von der Goltz Paşa, 19 Nisan 1916’da Bağdat’ta tifüsten öldü. Bunun üzerine ordunun başına geçen Mirliva Halil Paşa, kuşatma çemberini daha da daralttı. Sonunda 29 Nisan 1916’da açlığa dayanamayan General Townshend, 5 general ve 13 bin askerle teslim oldu.
Özellikle İngiliz tarihçisi James Morris, bu durumu Britanya askeri tarihinin en aşağılık şartlı teslimi saymaktadır. Nitekim Halil Paşa, şanlı zaferin ardından 6. Ordu’ya yayınladığı mesajda askerlerinin pak alınlarından öptü. Zira Osmanlı sebatı, Çanakkale’den sonra İngiliz inadını Irak’ın kızgın topraklarında ikinci kez tamamen kırmıştı. Hatta muzaffer komutan Halil Paşa, bu tarihi başarıya istinaden daha sonra “Kut” soyadını aldı.

Oturan üç Generalden ortadaki Townshend 22 Kasım 1915 günü hatıra defterine “Avrupa’da hiçbir asker yoktur ki savunmada Türklerle mukayese edilebilsin. Talihsizliğimin cezasını çekiyorum.” yazmıştı
29 Nisan 1916 Kutül Amare
Bayramın Kaldırılması ve Unutturulan Zafer
Daha sonra General Frederick Maude komutasındaki Britanya kuvvetleri, 23 Şubat 1917’de Kut şehrini geri aldı. Buna rağmen Kut’ül Amare, Çanakkale’den sonra Osmanlı’nın Birinci Dünya Savaşı’ndaki en büyük askeri zaferidir. Öyle ki bu şanlı direniş günü, 1952 yılına kadar Türk Ordusu tarafından resmi bayram olarak kutlanıyordu.
Ancak Türkiye, 1952 yılında Adnan Menderes iktidarı döneminde İngiltere ile birlikte NATO’ya üye oldu. Bu nedenle müttefikleri gücendirmemek adına zafer bayramının resmi kutlamalarına o dönemde tamamen son verildi. Buna karşın 17 Haziran 1935 tarihli Cumhuriyet gazetesi, yabancı iddiaları reddederek zaferin tamamen Türk milletine ait olduğunu yazmıştı. Özetlemek gerekirse Kut’ül Amare, unutturulma çabalarına rağmen Türk askeri tarihinin en parlak sayfalarından birini oluşturmaktadır.

