Fikirleriyle Sonsuza Kadar Payidar: Mustafa Kemal Atatürk’ü Anlamak

Evrensel Bir Gerçeğin İfadesi

Mustafa Kemal Atatürk’ü anlamak aslında hiç zor değildir. Çünkü onun bedenen aramızdan ayrılışını kabullenmek, fikirlerini öğrenip hayata tatbik etmekle mümkündür. Üstelik bu yaklaşım öznel bir iddia değil, evrensel bir gerçektir. Nitekim yabancı devlet adamları da bu gerçeği açıkça tespit etmiştir.

Örneğin, ABD Başkanı John Kennedy onun hür bir Türkiye doğurduğunu belirtmiştir. Ayrıca General Mc. Arthur, Atatürk’ü çağımızın en büyük lideri saymaktadır. Bununla birlikte Fransa Cumhurbaşkanı Albert Lebrun, kurulan laik cumhuriyetin derin izler bıraktığını vurgulamıştır. Benzer şekilde Fransa Başbakanı Briand da bu modernleşmeyi olağanüstü bir mucize olarak görür.

Uçurumun Kenarından Doğan İnanç

Diğer taraftan İngiltere Başbakanı Winston Churchill, Atatürk’ün ölümünü tüm Avrupa için büyük bir kayıp saymıştır. Zira düşmanlarının bile saygı duyduğu bu lider, ülkeyi uçurumun kenarından almıştır. Kısacası Atatürk, İstanbul’da yakılan bağımsızlık ateşini Anadolu’ya taşıyan gerçek önderdir. Böylece yokluk içindeki bir milleti, mavi gözleriyle yaktığı inançla yeniden ayağa kaldırmıştır.

Ancak o, kongrelerde yaşanan tüm zorluklara rağmen bağımsızlık fikrinden asla vazgeçmemiştir. Hatta “Bağımsızlık benim karakterimdir” diyerek milletiyle omuz omuza bir destan yazmıştır. Sonuç olarak o, 20. yüzyılın en görkemli şaheseri olan Türkiye Cumhuriyeti’nin mimarıdır. Dahası bu büyük eserin koruyuculuğunu ise Nutuk’ta Türk gençliğine emanet etmiştir.

En Büyük Miras: Akıl ve Bilim

Bilindiği gibi Atatürk, kendisinden sonraki nesillere tek bir manevi miras bırakmıştır. Şüphesiz bu kutsal miras, sadece akıl, bilim ve fendir. Yani bu sözleriyle gençliğe, aklınızı kullanarak gelecek için planlar yapın demek istemiştir. Dolayısıyla temel hedef, ülkeyi daima çağdaş medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmaktır.

Aslında onun hayatı, tamamen milletine adanmış cepheler ve kitaplar arasında geçmiştir. Öyle ki bugün Anıtkabir arşivindeki 6000’e yakın kitabı notlar alarak okuduğu bilinmektedir. Bu bağlamda demokrasi, insan hakları, özgürlükler ve kadın-erkek eşitliği için durmaksızın mücadele etmiştir. Demek ki devletin temellerini, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu esasıyla atmıştır.

Doğaya Saygı ve Çağdaş Vizyon

Özetle o, bu coğrafyadaki her detayın hesabını yapan vizyoner bir dehadır. Mesela Atatürk Orman Çiftliği’nin kuruluşundan, ağaç kesilmesin diye yürütülen köşke kadar bu durum görülür. Buna ek olarak “Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek değildir” diyerek fikirlerinin önemini vurgulamıştır. Zaten bu fikirleri hissetmek, şanlı geçmişimize karşı en büyük namus borcumuzdur.

Nihayetinde “Benim naçiz vücudum elbet toprak olacaktır, fakat cumhuriyet ilelebet payidar kalacaktır” demiştir. Öyleyse bu güvenceye layık olmak için çok çalışmak ve mücadele etmek gerekir. Çünkü cumhuriyetin temeli, Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürüdür. Sonuçta onun aydınlık yarınlar için gösterdiği hedefe hiç yorulmadan sonsuza kadar yürüyeceğiz.

Verified by MonsterInsights