Kurumsal Çözülme ve Etik Değerler
Türkiye’deki ahlaki çözülme, ortak normların geçerliliğini yitirmesiyle karakterize edilen karmaşık bir süreçtir. Uzmanlara göre bu gidişat, sadece bireysel davranışlarla değil, kurumların işleyişiyle de doğrudan ilişkilidir. Öncelikle yargı, adalet ve kamusal güven zayıfladığında toplumlar ahlaki çözülme yaşarlar. Çünkü kurumsal mekanizmalar işlemediğinde, bireyler etik idealler yerine hayatta kalma refleksleriyle hareket ederler.
Aynı zamanda sosyal yapıda liyakatin yerini kayırmacılık, dürüstlüğün yerini ise kısa yoldan kazanç hırsı alır. Sonuç olarak toplumun en tehlikeli aşamasında, insanlar yanlış davranışları tamamen kanıksarlar. Hatta kitleler iyiliği safdillik veya gariplik olarak görmeye başlarlar. Zira bu durum, sosyal bağları zayıflatırken vefasızlık ve samimiyetsizlik gibi sorunları ön plana çıkarır. Bunun yanı sıra medya ve sosyal platformlar, sınırsızlık algısını özgürlük diye pazarlayarak toplumsal normları sistematik olarak aşındırır.
Nihilizm Kıskacı ve Toplumsal Cinnet
Ahlaki çözülme, en uç noktada toplumsal cinnet veya nihilizm (hiçlik) duygusunu doğurur. Kısacası her şeyi oluruna bırakmak, bireyin iyileşmeye olan inancını tamamen yitirdiğini gösterir. Bu doğrultuda toplumda boşvermişlik ruh halinin yaygınlaşması, beraberinde çok büyük tehlikeler getirir. Örneğin kimse taşın altına elini koymak istemez ve sorumluluk duygusu hızla kaybolur.
Ayrıca geleceğe dair umudu kalmayan birey, biriktirdiği enerjiyi yıkıcı bir öfkeye dönüştürür. Nitekim doğru ve yanlış arasındaki çizgi, “herkes yapıyor” mantığıyla tamamen silinir. Esasen bu teslimiyet zırhı, adalete ve emeğin karşılığına olan inancın bitmesiyle ortaya çıkan bir çığlıktır. Ancak unutmamak gerekir ki, toplumlar bu tür dip noktalarından ya büyük bir değişimle ya da daha derin bir karanlıkla çıkarlar. Dolayısıyla hem dışarıdaki gürültüden hem de içerideki sessizlikten yorulmak, insanı zamanla tepkisizliğe sürükler.
Bireysel Savunma ve Küçük Adalar
Bu bağlamda kayıtsızlık hissi, aslında zihnin sizi sürekli hayal kırıklığından koruma biçimidir. Başka bir deyişle beklentiyi sıfırlayarak bir nevi duygusal kış uykusuna yatıyorsunuz. Buna karşılık toplumun genelindeki devasa bozulmayı tek başınıza asla durduramazsınız. Fakat bu azgın dalganın içinde yakın çevrenizle temiz adalar kurabilirsiniz. Böylece kendi dünyanızda dürüstlük, nezaket ve liyakat kurallarını işleterek güçlü bir direnç gösterirsiniz.
Bunun için her an sosyal medyadan olumsuz haber takip etmeyi bırakıp hızlıca bilgi diyetine girmelisiniz. Çünkü sürekli kötülük görmek, beyninize her şeyin bittiği sinyalini verir. Aynı şekilde sadece “ben kimseye zarar vermiyorum” demek, pasif bir iyiliktir ve yetersizdir. Bunun yerine bir sivil toplum kuruluşuna destek vererek aktif iyiliğe geçmelisiniz. Üstelik başkalarının ahlaki seviyesine inmeden, kendi standartlarınızı ve ilkelerinizi dış dünyadan bağımsız bir kale gibi korumalısınız. Sonuç itibarıyla doğaya çıkmak veya elinizle bir şeyler üretmek, sizi gerçek dünyaya bağlayarak tamamen iyileştirir.
