105 yıl önce 25 Nisan sabahı Gelibolu Yarımadası’nda başlayan Çanakkale Kara Muharebeleri’ni ve Mustafa Kemal’in tarihi nasıl değiştirdiğine dünyanın tanık ettiği o gün ve arkasından gelen zafer hepimize kutlu olsun!

Giriş ve Türk Tarafının Savunma Stratejisi
Osmanlı Devleti, Çanakkale’de kıyıları kuvvetli tutarak düşmanı denizde karşılamayı amaçlıyordu. Zira Türk kurmayları, müttefik orduların karaya çıkmasını kesinlikle engellemek istiyordu. Bu amaçla askerler, düşman karaya ayak bastığı takdirde karşı taarruzlar yapacaktı. Ancak 5. Ordu Komutanlığına atanan Alman Generali Sanders, bu planı tamamen değiştirdi. Sanders’in kişisel fikrine göre, müttefik kuvvetler öncelikle Saroz Körfezi’ne çıkarma yapacaktı. Bu düşünce nedeniyle, kıyılarda sadece zayıf gözetleme postaları bırakıldı. Alman general, ana kuvvetlerin büyük kısmını ise stratejik olarak geri bölgede tertipledi. Muhtemelen Sanders, İngiliz ve Fransız ordularını bu cephede uzun süre bağlamayı düşündü. Böylece Avrupa cephelerinde Almanların karşısındaki askeri baskıyı hafifletmeyi amaçlıyordu.
Savaş Öncesi Türk Ordusunun Kuvvet Yapısı
Askeri yapılanma bağlamında, Gelibolu’da 3. Kolordu, Anadolu yakasında 15. Kolordu konuşlandı. Esat Paşa komutasındaki 3. Kolordu emrinde başlangıçta üç adet piyade tümeni bulunuyordu. Alman Generali Weber komutasındaki 15. Kolordu ise iki piyade tümenine sahipti. Ayrıca doğrudan ordu karargahına bağlı bir piyade tümeni daha mevcuttu. Toplamda ordu, 6 tümen, bir süvari tugayı ve 4 jandarma taburundan oluşuyordu. Rakamlarla ifade etmek gerekirse, Türk tarafı ilk günlerde 57 tabur asker barındırıyordu. Bununla birlikte, sahada savunma yapan 24 topçu bataryası düşmanı bekliyordu. Savaşın ilerleyen dönemlerinde, stratejik kıta kaydırmalarıyla tümen sayısı 16’ya kadar yükseldi.
İtilaf Devletleri’nin Kozmopolit Çıkarma Planı
Madalyonun diğer yüzünde, İtilaf Devletleri çıkarma için Seddülbahir ve Kabatepe arasını seçti. Plan gereği, müttefik orduların asıl askeri sıklet merkezi Seddülbahir bölgesi olacaktı. Düşman kurmayları, Türk kuvvetlerini yanıltmak için Saroz ve Kumkale’ye gösteriş harekatı planladı. General Hamilton komutasındaki işgal ordusu, İngiliz, Fransız ve Anzak birliklerinden oluşuyordu. Bu ordunun içinde, sömürgelerden getirilen çok sayıda Senegalli asker de görev yapıyordu. Toplamda düşman, 60 piyade taburu ve 40 topçu bataryası ile saldırdı. Ayrıca çıkarmayı denizden destekleyen devasa bir donanma ve 72 uçak mevcuttu. Nihayet 25 Nisan 1915 sabahı müttefikler, donanma ateşiyle asker çıkarmaya başladılar. Fakat Saroz ve Kumkale’ye yapılan aldatma çıkarmaları başarısız oldu ve askerler çekildi.
Seddülbahir Cephesi ve Ertuğrul Koyu Direnişi
Büyük çıkarma başladığında, İngiliz 29. Tümeni Seddülbahir’de beş ayrı koya birden saldırdı. Düşmanın buradaki ilk hedefi, Alçıtepe’yi ele geçirip merkez tabyalarını tamamen susturmaktı. Ancak bu kritik bölgeyi Binbaşı Mahmut Sabri komutasındaki kahraman Türk taburu savunuyordu. Küçük takımlar halinde tertiplenen askerlerimiz, donanma desteğine karşı çok şiddetli direndi. Özellikle Ezineli Yahya Çavuş, takımıyla Ertuğrul Koyu’nu tam 12 saat savundu. Bu kahramanca direniş karşısında, çok ağır kayıplar veren İngilizler perişan oldu. Sonuç olarak, müttefik kuvvetler Alçıtepe hedefine ulaşamadı ve sadece kıyıda tutunabildi.
Arıburnu Çıkarması ve Mustafa Kemal’in İnisiyatifi
Aynı saatlerde Arıburnu cephesinde de Sanders’in planı nedeniyle zayıf kuvvetler bulunuyordu. Bölgeyi korumakla görevli 27. Alay birlikleri, sahile çıkan Anzak Kolordusu ile karşılaştı. Aslında Anzaklar, akıntı nedeniyle planlanan yerin 1.500 metre kuzeyine çıkmıştı. Yanlış sahile çıkan düşman askerleri, yüksek tepelerin arasında adeta kapana kısılmıştı. Az sayıdaki Mehmetçiğin isabetli atışları, ilk çıkarma dalgasının tamamına yakınını imha etti. Fakat ilerleyen saatlerde cephanesi biten Türk askerleri Conkbayırı’na doğru çekilmeye başladı. Tam bu kritik anda, 19. Tümen Komutanı Kurmay Yarbay Mustafa Kemal inisiyatif aldı. Büyük bir sorumluluk üstlenerek, 57. Alay’ı derhal Kocaçimentepe istikametine doğru harekete geçirdi.
Conkbayırı Muharebesi ve Tarihi Süngü Emri
Mustafa Kemal Conkbayırı’na çıktığında, düşmandan kaçan gözetleme erlerinin önüne geçti. Askerlerin cephanelerinin bittiğini söylemesi üzerine, “Cephaneniz yoksa süngünüz var!” emrini verdi. Türk askerinin süngü takıp yere yatmasıyla, peşlerindeki Anzak askerleri de durdu. Bu taktiksel hamleyle kazanılan sürede, 57. Alay kuvvetleri hızla cepheye yetişti. Mustafa Kemal, subaylarına “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” sözleriyle seslendiler. Yapılan şiddetli süngü hücumları sonucunda, Anzak kuvvetleri büyük bir panikle geri kaçtı. Nitekim İngiliz tarihçi Oglander, bu deha müdahalenin savaşın kaderini tayin ettiğini yazar.
Suvla Çıkarması ve Anafartalar Cephesi
Arıburnu’ndaki bu kırılmadan sonra, çarpışmalar aylarca süren kanlı mevzi muharebelerine dönüştü. Askeri gereklilikler doğrultusunda, 5. Ordu birlikleri sahada dört ayrı gruba ayrıldılar. Bu sırada Türk ordusunu arkadan kuşatmak isteyen General Hamilton, yeni bir plan yaptı. Hamilton, Suvla sahillerine kuvvet çıkararak Anafartalar bölgesinde üçüncü bir cephe açtı. Tarihin o güne kadarki en büyük çıkarması, 6-7 Ağustos gecesi resmen başladı. Ancak Suvla’ya çıkan İngiliz taburları, ilk iki gün sahilde oturup dinlenmeyi seçti. Düşmanın bu büyük stratejik hatası, Türk ihtiyat birliklerinin bölgeye yetişmesini sağladı.
Sonuç: Anafartalar Zaferi ve Düşmanın Çekilmesi
Gelişen tehlike üzerine Ordu Komutanı, Mustafa Kemal’i Anafartalar Grup Komutanlığına atadı. Komutayı alan Mustafa Kemal, 9 Ağustos sabahı taarruzla İngilizleri tamamen püskürttü. Hemen ardından 10 Ağustos şafağında Conkbayırı’nda baskın tarzında yeni bir hücum başlattı. Bu kanlı muharebede göğsüne isabet eden şarapnel, cebindeki saat sayesinde hayatını kurtardı. Ağustos sonundaki yeni düşman taarruzları da Türk askeri karşısında ağır hüsranla bitti. Son tahlilde, boğazı geçemeyeceğini anlayan İtilaf Devletleri, yenilgiyi resmen kabul etmek zorunda kaldı. Müttefik ordular, 9 Ocak 1916 tarihine kadar Çanakkale topraklarından tamamen çekildiler. Şüphesiz bu büyük zafer, Türk ulusuna Mustafa Kemal Atatürk gibi bir lideri armağan etti.
