Yazarlar kent tarihi kaleme alırken, yerleşimin coğrafyasını ve iktisadi durumunu dikkatle ele almalıdır. Nitekim araştırmacılar; bölgenin siyasal durumunu, kültürel kimliğini ve toplumsal yapısını da titizlikle incelemelidir. İşte titiz bir çalışmayla raflara çıkan sekizinci kitabımız, Düzce kazası ve çevresinin bu zengin geçmişini belgelerle önümüze seriyor. Çünkü mahalleler, hanlar, hamamlar ve ticaret hayatı kentin kimliğini doğrudan oluşturur.
Maddenin Gerisindeki Dünya ve Düzce Kazası
Ekonomik yaşamla ilgili unsurlar, sadece mal ve eşya yığınlarından ibaret değildir. Dolayısıyla bu yapılar, basit bir madde dünyası sunmazlar. Bilakis, bütün bu ekonomik birikimin gerisinde kendine özgü tavırlarıyla insan gerçeği vardır. Yazar, bu çalışmada maddi unsurların arkasındaki gizli insan hikayelerini aramaktadır.
Ayrıca kitap, Düzce bölgesine yapılan tarihi muhacir göçlerini kapsamlı şekilde inceliyor. Araştırma, Osmanlı arşiv vesikalarının güçlü ışığı altında şekillenmektedir. Bunun yanı sıra modern dünyada şehir tarihinin önemi, sadece geçmiş kronolojileri kaydetmekle sınırlı kalmaz. Aksine yerel tarih çalışmaları, mekânın ruhunu ve toplumsal kimliğin evrimini anlamamızı doğrudan sağlar. Bir kentin göçlerle, ticaretle ve mimariyle şekillenen hafızası, bugünün kültürel dokusuna da yön verir. Dolayısıyla arşiv belgeleri üzerinden bir kazanın geçmişine bakmak, kolektif belleği canlı tutan en köklü bilimsel yöntemdir. Üstelik yerel tarih çalışmalarının sosyolojik boyutlarını tam anlamak için, bir diğer makalemiz olan Çorum ve Kıbrıs Tarihi Üzerine Yeni Bir Eser başlıklı kitap tanıtımımızı da inceleyebilirsiniz. Çünkü mekân hafızası geçmişin izlerini korur.

