Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikât insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır. — Mustafa Kemal Atatürk
Duvar Yayınları etiketiyle raflardaki yerini alan bu kitap, iki farklı coğrafyanın sosyo-politik geçmişini ve tarihsel kırılmalarını bilimsel bir süzgeçten geçiriyor. Özellikle bölge tarihçileri için…
Maddi ve mekanik bir modernite, doğayla kurduğumuz ilişkiyi ne yazık ki yapmacık hale getirdi. Çünkü endüstrileşme süreci, insanı doğadan kopararak onu sadece yapay şehir yaşamına hapsetti. Oysa bir çiçek veya bir tutam ot, bireyin iç dünyasında hâlâ çok farklı anlamlar taşır. İşte bu yüzden toplumsal belleği tazelemek adına kültürel hafıza kavramını yeniden tartışmak zorundayız. Nitekim Corbin, uzaklaştığımız ama asla kopamadığımız o dünyaya bugün farklı yollarla geri döndüğümüzü söyler. Zira insanoğlu, otlar üzerinden doğanın bizdeki derin yansımalarını bugün yeniden yakalamaya çalışmaktadır. Böylece modern şehir insanı, toprakla kurduğu eski ve samimi bağı yeşil alanlarda tekrar canlandırmaktadır.
Alain Corbin ile Kültürel Hafıza ve Tabiata Dönüş Sırrı
“Başlangıçta otlar vardı…” Toprağa eğilip otlar âlemini izlerseniz, size dünyanın insandan önceki hikâyesini anlatırlar. Üstelik ardından olup biten tüm insani serüvenleri de fısıldarlar. Dolayısıyla yeşil dünya, alabildiğine çeşitli duygulanışlar ve deneyimler barındıran zengin bir kültürel hafıza alanıdır.
Alain Corbin bu hikâyenin farklı anlarını şairler, yazarlar ve ressamlar üzerinden aktarıyor. Kısacası o esrarengiz dünyayla temas kuranların ruh hallerini önümüze seriyor. Sonuç olarak unutmamak gerekir ki önce otlar vardı, sonra da otlar olacak.
Doğu Batı’dan Yeni Kitap: TAZE OTLAR ÜZERİNE Antik Çağlardan Günümüze Bir Duygular Yelpazesi Çeviren: Özcan Doğan
Koyun Baba Hazretleri, Bektaşi geleneğinden gelen bir Kalenderi dervişiydi. Buna rağmen onun şöhreti, medfun bulunduğu Osmancık ilçesiyle sınırlı kalmamıştır. Aksine bu ün, Anadolu’dan Balkanlara kadar uzanan geniş bir coğrafyaya yayılmıştır. İki Nehrin Birleştiği Yerde: Bektaşilik ve Kalenderilik Bilindiği gibi Kalenderilik, dünya malına ve şöhrete sırt çeviren bir dervişlik okuludur. Bu yüzden Kalenderi dervişleri, sadece ilahi … Devamını oku
Kahire’de çıkarılan etkili yayınlardan Osmanlı-Alman yakınlaşmasına, Balkanlar’ın kaybından Rusya Çarlığı ve Avusturya-Macaristan’ın küresel çöküş süreçlerine kadar… İmparatorluğun en zor 33 yılını belgelerle inceleyen kaynak eser
İnsanlar, bebekler ağladığında hemen aceleci tahminler yapar ve onların huysuz bir tabiata sahip olduğunu iddia ederler. Oysa bu tarz çıkarımlar, biyolojik gerçekleri göz ardı eden büyük birer yanılgıdır. Çünkü bebeklerin gösterdiği hırçın tepkilerin arkasında sadece somut bir fiziksel rahatsızlık yatar. Dolayısıyla çözümü karmaşık teorilerde aramak yerine, doğrudan bedenin temel ihtiyaçlarına odaklanmalıyız. Korku ve Tehlike Yanılgısı … Devamını oku
Erken Cumhuriyet DönemiTürk modernleşmesi, toplumsal yapıyı kökten dönüştürmeyi hedefleyen bir kültür devrimi niteliğindedir. Reformların kitlelere aktarılması ve yeni bir yurttaş kimliğinin inşa edilmesi amacıyla kurumsal mekanizmalara ihtiyaç duyulmuştur.
Türk Ocaklarının kapatılmasının ardından, 19 Şubat 1932 tarihinde doğrudan C.H.F. denetiminde Halkevleri faaliyete geçirilmiştir. Amaç, toplumdaki kültürel mesafeyi kapatmak ve resmi ideolojiyi tabana yaymak amacıyla tasarlanmıştır.
Mustafa Kemal Atatürk’ün, Halkevlerini toplumsal aydınlanmanın, halk terbiyesinin ve kültür devriminin merkezi olarak konumlandırmıştır.
Atatürk, bu kurumları ideolojik bir propaganda aracından ziyade, aydınlar ile halk arasındaki köprüler olarak değerlendirmiştir.
Atatürk’ün düşünce sisteminde Halkevleri, Halkçılık ilkesinin uygulamadaki en somut karşılığıdır.
Sınıfsız, imtiyazsız ve homojen bir toplum yapısı oluşturma en önemli amaçtır. Siyasi veya sosyal statü farkı gözetmeksizin tüm yurttaşlara açması fikrinden ortaya çıkmıştır.
Atatürk, çağdaşlaşmanın sadece okuma-yazma oranının artırılmasıyla gerçekleşmeyeceğini bilmektedir. Tiyatro, müzik, resim ve heykel gibi modern sanat dallarının halk tarafından içselleştirilmesiyle mümkün olacağını savunmuştur.
Halkevleri şubeleri, bu kültürel kalkınma ve medeniyet vizyonunu Anadolu’nun en ücra köşelerine ulaştırmak amacıyla görevlendirilmiştir.
Kurumsal Yapı ve Faaliyet Alanları
Halkevleri, dokuz ayrı şube (kol) halinde yapılandırılmıştır.
Faaliyet gösteren şubelere dair kısaca bilgi vermek gerekirse;
Dil ve Edebiyat Şubesi: Türk dilinin sadeleştirilmesi ve öz Türkçe kelimelerin yaygınlaştırılması çalışmaları yürütülmüştür.
Güzel Sanatlar Şubesi: Batı tarzı müzik, resim ve heykel sanatının toplumda karşılık bulması hedeflenmiştir.
Temsil Şubesi: Tiyatro etkinlikleri vasıtasıyla devrim ilkeleri halka görsel bir dille aktarılmıştır.
Spor Şubesi: Gençliğin fiziksel gelişimi ve disiplini esas alınarak modern spor dalları teşvik edilmiştir.
Sosyal Yardım Şubesi: Yoksul vatandaşlara sağlık, giyecek ve ilaç yardımları organize edilmiştir.
Halk Dershaneleri ve Kurslar: Okuma-yazma seferberliğinin yanı sıra mesleki beceri kursları düzenlenmiştir.
Kütüphane ve Yayın Şubesi, okuma alışkanlığının artırılması amacıyla kütüphaneler kurulmuştur. Şube Ülkü dergisi olmak üzere yerel dergiler neşredilmiştir.
Köycülük Şubesi: Şehir ile köy arasındaki bağı güçlendirmek kaygısını taşımaktadır. Köylere ziyaretler yapılmış, ziraat ve sağlık bilgileri aktarılmıştır.
Tarih ve Müze Şubesi, ulusal tarih bilincinin yerleşmesi amacıyla oluşturulmuştur. Yerel tarih araştırmaları ve arkeolojik incelemeler desteklenmiştir.
Toplumsal ve Siyasal İşlevleri
Halkevleri, işlevsel açıdan sadece birer kültür merkezi olmanın ötesinde, siyasal sosyalleşme mekanizmaları olarak görev yapmıştır.
Okuma-yazma oranının düşük olduğu bir dönemde, görsel ve işitsel araçlar kullanılarak inkılapların halk tarafından benimsenmesi kolaylaştırılmıştır.
Anadolu’nun en ücra köşelerine kadar yayılan halk odaları vasıtasıyla, taşra nüfusunun modern kamusal alana entegrasyonu sağlanmıştır.
Kurum, devlet ile halk arasında çift yönlü bir iletişim kanalı kurma iddiası taşımıştır. Fakat, pratikte yukarıdan aşağıya doğru işleyen bir aydınlanma merkezi profili sergilemiştir.
Kapatılma Süreci (1950-1951)
Türkiye’de yaşanan çok partili hayata geçiş süreci, Halkevlerinin hukuki ve siyasi statüsünün sorgulanmasına yol açmıştır.
1950 yılında Demokrat Parti iktidara gelmiştir.
DP, Halkevlerinin tek parti döneminin organik bir uzantısı olduğunu ve devlet kaynaklarını haksız şekilde kullandığını ileri sürmüştür.
Mecliste yapılan görüşmeler sonrasında bazı hukuki düzenlemeler yürürlüğe konulacaktır.
Bu düzenlemeler ile 8 Ağustos 1951 tarihli ve 5830 sayılı kanunla Halkevleri kapatılmıştır.
Kurumun tüm mal varlıkları ve gayrimenkulleri hazineye devredilmiştir.
Sonuç
Halkevleri, Erken Cumhuriyet Dönemi’nin kültürel dönüşüm politikalarında merkezi bir rol oynamıştır. Homojen bir ulus kimliği yaratma ve modern yaşam pratiklerini yaygınlaştırma hedefi doğrultusunda geniş kitlelere ulaşmıştır.
Halkevleri, siyasal konjonktürü bağlı olarak kapatılmıştır. Türk eğitim, sanat ve kültür tarihinde kurumsal bir model olarak derin izler bırakmıştır.