Milli Mücadele’nin Batı Cephesi, Türk ordusunun arka arkaya kazandığı büyük savunma zaferlerine sahne oldu. Çünkü I. ve II. İnönü Savaşları düşmanın Ankara’ya ulaşma hayallerini siperlerde tamamen eritti. Ancak sadece savunma yaparak düşmanı Anadolu topraklarından tamamen atmak imkansızdı. İşte 8-12 Nisan 1921 tarihleri arasında gerçekleşen Aslıhanlar ve Dumlupınar Muharebeleri, ordunun ilk taarruz denemesidir.

Muharebelerin Arkasındaki Stratejik Nedenler
Düzenli Türk ordusu, II. İnönü Zaferi’nin hemen ardından cephede büyük bir avantaj yakaladı. Zira yenilen Yunan birlikleri Dumlupınar ve Aslıhanlar mevzilerine doğru hızla geri çekilmişti. Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, bu dağınık düşman birliklerini tamamen yok etmek istedi.
Bu amaçla ordunun savunma psikolojisinden çıkıp taarruz gücüne ulaşıp ulaşmadığını test etmeyi hedeflediler. Nitekim Ankara’daki meclis de ordudan kesin ve bitirici bir hamle bekliyordu. Kısacası bu muharebeler, Türk ordusunun stratejik olarak taarruz yeteneğini ölçen çok kritik bir askeri provaydı.
Cephedeki Çarpışmalar ve Eksiklerin Görülmesi
Türk birlikleri 8 Nisan 1921 sabahı Aslıhanlar yönünde düşman mevzilerine karşı büyük bir saldırı başlattı. Ancak düzenli ordu henüz düşmanı yerinden söküp atacak taarruz gücüne tam ulaşamamıştı. Çünkü askerin elindeki ağır silah ve lojistik imkanlar bir saldırı harekatı için oldukça yetersizdi.
Yunan ordusu ise güçlü tahkimatları ve İngiliz yapımı silahları sayesinde bu ilk dalgayı durdurdu. Buna rağmen Türk askerleri Dumlupınar hatlarında günlerce süren çok kahramanca çarpışmalar yürüttüler. Sonunda İsmet Paşa daha fazla kayıp vermemek için taarruzu durdurarak birlikleri eski mevzilerine çekti. Böylelikle bu ilk hücum denemesi askeri anlamda tam bir başarıyla sonuçlanmadı.

Savaşın Sonuçları ve Çıkarılan Askeri Dersler
Ancak bu geri çekilme hareketi kesinlikle moral bozucu bir yenilgi olarak değerlendirilmedi. Aksine Mustafa Kemal Paşa ve kurmay heyeti bu sonuçtan çok hayati askeri dersler çıkardılar. Ordunun süvari birliklerinin ve ağır topçu bataryalarının eksiklerini bu sahada net olarak gördüler.
Bu nedenle taarruz eğitimi verilmeden düşmana doğrudan saldırmanın büyük riskler barındırdığını anladılar. Bu amaçla Ankara, ordunun eğitimi ve silah takviyesi için çok daha büyük bütçeler ayırdı. Dolayısıyla bu başarısız taarruz denemesi, gelecekteki Büyük Taarruz’un askeri hazırlık stratejisini baştan aşağı değiştirdi.
Sonuç Olarak
Sonuç olarak modern tarihçiler bu erken dönem harekatını zaferlerin ayak sesleri şeklinde görürler. Örneğin Sina Akşin gibi uzmanlar bu süreci ordunun eksiklerini tamamlayan acı bir tecrübe sayar. Oysa bazı dar popüler anlatılar bu muharebeleri büyük bir askeri başarısızlık olarak yorumlar. Onlara göre bu zamansız saldırı, İnönü zaferlerinin getirdiği olumlu psikolojik havayı zedelemiştir.
Buna rağmen her iki akademik bakış açısı da ortak bir noktada buluşur. Çünkü Aslıhanlar’da bu eksikler görülmeseydi Büyük Taarruz’un o kusursuz askeri planı asla hazırlanamazdı. Nitekim bugünkü özgür devlet yapımız, o en zor denemelerde bile ders çıkarmayı bilen sarsılmaz kurmay aklın mirasıdır.