Ortak Bir Bilincin ve Aidiyetin Sesi: “Ne Mutlu Türküm Diyene!”

“Ne mutlu Türküm diyene!” ifadesi, sadece on kelimelik bir cümlenin çok ötesinde; ortak bir geçmişi, köklü bir kültürü ve geleceğe uzanan sarsılmaz bir iradeyi temsil eden kucaklayıcı bir kimlik beyanıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere miras bıraktığı bu söz, ırki bir köken dayatması değil; bu toprakları vatan bilen, Cumhuriyetin değerlerini sahiplenen ve Türk milleti olmanın gururunu yüreğinde taşıyan herkesi birleştiren en üst kimliktir.

Ayrıştırıcı Duvarları Yıkan En Üst Kimlik

Kimlik insanın dünyaya ve topluma baktığı derin pencerelerden biridir. Fakat bazı pencereler insanı sadece soyuna bağlayarak dar kalıplara hapseder. Oysa Mustafa Kemal Atatürk dünyaya çok daha kapsayıcı bir pencereden bakmıştır. 1933 yılında hafızalara kazınan bu söz asil bir vizyon sunmaktadır. Dikkat ediniz Türk olana değil Türküm diyene der. Bu muazzam incelik Türk milliyetçiliğinin kucaklayıcı yapısını açıkça ortaya koyar. Bu anlayış topraklarımız üzerinde yaşayan her ferdi samimiyetle sarar. Bu yüzden bu asil söz dışlayıcı duvarları tamamen yıkan en büyük ortak çatımızdır.

Küllerinden Doğan Bir İradenin Ortak Geleceği

Bu sözü içselleştirmek tarihteki o omuz omuza duruşa sadık kalmak demektir. Çünkü atalarımız Çanakkale ve Sakarya’da bu sarsılmaz inançla can verdi. Üstelik Dumlupınar’da bu muazzam irade sayesinde devletimiz küllerinden yeniden doğdu. Rengini şehitlerin kanından alan al bayrak hepimizin ortak gururudur. Bizler bu bayrağın altında ortak bir geleceğe her zaman inanıyoruz. Nitekim bir bilim insanımızın küresel başarısıyla hepimiz aynı anda gururlanıyoruz. Hatta bir sporcumuz İstiklal Marşımızı okuturken gözyaşlarımız gururla birbirine karışıyor. Sonuç olarak memleketin her köşesindeki acıyı ve neşeyi ortaklaşa hissediyoruz.

Muasır Medeniyet Ülküsü ve Üretmenin Gücü

Türküm demek adalete, hürriyete ve çağdaşlığa gönülden sevdalı olmak demektir. Atatürk’ün bu sözü milletimize kaybettiği o asil özgüveni geri kazandırdı. Üstelik bu irade toplumumuzu muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmayı hedeflemektedir. Ancak bu sözü layığıyla taşımak sadece dilde bir sloganla mümkün olmaz. Bu vizyon durmaksızın çalışmayı ve katma değer üretmeyi zorunlu kılar. Vatanına ve tüm insanlığa faydalı bireyler olmak bu sözün asıl gereğidir. Bu yüzden her üretim hamlesi bu kutlu sözü geleceğe taşır.

Geleceğe Uzanan Onurlu ve Sarsılmaz Haykırış

Bugün tarihin bize yüklediği o büyük sorumluluğun bilincinde olarak yaşamımızı devam ettiriyoruz. Çünkü bu topraklarda yaşayan her fert eşit ve hür bir vatandaştır. Üstelik geçmişimizden aldığımız büyük güçle yarınlara çok daha umutla bakıyoruz. Yüreğimizde her an aynı coşku ve inanç sarsılmaz şekilde çarpıyor. Bu topraklarda her yeni şafak yeni bir uyanışı müjdeler.

Sonuç olarak aynı asil kararlılıkla bugün de gür sesimizle haykırıyoruz:
Ne Mutlu Türküm Diyene!