MEMLEKET İŞTE: DEVELER TÜRKÜ SÖYLER, EŞEKLER ALKIŞ TUTAR…!

Siyaset felsefesinin kütüphaneler dolusu ağır terimlerini bir kenara bırakın. Çünkü televizyon ekranlarındaki o gergin tartışma programları artık gerçekleri açıklamıyor. Aslında koca bir ülkenin içine sürüklendiği bu absürtlüğü anlatmak çok kolaydır. Bunun için yüzyıllık bir halk deyişi yeter de artar: “Hiç deve türkü söyler mi? Dinleyecek eşek bulursa…”

Nitekim bugün muhalefet siyasetinin tam ortasında tam olarak bu durum yaşanıyor. Üstelik karşımızda rasyonel bir ideoloji kavgası da bulunmuyor. Aktörler memleketin geleceğine dair vizyoner bir iddia da sunmuyor. Özetle sahnelenen oyun, doğasına tamamen aykırı işlere kalkışanların trajikomik bir korosudur.

Doğası Eğri Olanın Doğru Şarkısı Olmaz

Anadolu deyişinde devenin türkü söylemesi, imkansızın ve absürdün sembolüdür. Siyasi aktörler yıllarca meydanlarda haktan ve sandık namusundan bahsetti. Ancak bugün aynı aktörler delegenin özgür iradesini hiçe sayıyor. Üstelik mahkeme ilamlarıyla koltuk kapma yarışına giriyorlar. Bu yüzden sergilenen bu tutum tam olarak develi bir “türküdür”.

Dün “bu adalete güvenilmez” diyenler vardı. Fakat bugün aynı kişiler tüzük açıklarından sızan kararlara sarılıyor. Bu kararlarla kurumsal taht kurmaya çalışıyorlar. Dolayısıyla bu durum, devenin en tiz perdeden arya söylemesi kadar gayritabiidir. Kısacası “Nerem doğru ki” diyen bir figürün, “tüzüğün burası doğru” diye diretmesi siyasi etiğin iflasıdır.

Eşek Bulunca Kurulan Koro

Peki, bu devenin arkasına takılan o “eşekler” kimdir? Bu kişiler, siyasette meşruiyetini yitirmiş kurumsal figürlerdir. Aynı zamanda çıkarcı klikler ve adliye koridorlarını siyaset meydanına çeviren hukuk teknisyenleridir. Onlar sokağın gözünde yüzde beşlik bir tabelaya sıkıştılar. Buna rağmen bu şaibeli anlayışa ısrarla alkış tutuyorlar.

Şayet bir siyasi hareket, sokağın yoksulluğunu ve gençlerin umutsuzluğunu bir kenara bırakabiliyorsa orada büyük bir sorun vardır. Genel merkez kapılarına kilit vurma yarışını bir “başarı” gibi pazarlıyorlarsa durum daha da vahimdir. Demek ki orada deveyi dinleyecek bir koro çoktan kurulmuştur. Bu koro, seçmenin aklıyla alay eden asalak bir yapının ta kendisidir.

Muhalefet partisi genel merkez kapısı ve kurumsal kriz analizi

Seyirci Bu Bayat Şarkıdan Sıkıldı

Ancak bu absürt konseri icra edenler çok temel bir gerçeği unutuyor. Çünkü seyirci bu bayat şarkıdan artık tamamen sıkıldı. Milyonlarca muhalif seçmen, bu develi eşekli tiyatroyu izledikçe sandığa olan inancını kaybediyor. Muhalefet elitlerinin sergilediği bu narsisizm, sokağı apolitik bir öfkeye sürüklüyor. Bu yüzden insanlar haklı olarak bu absürt koroya kulaklarını tıkıyor. Sonuç olarak herkes kendi dünyasına çekiliyor.

Son Söz: Bu Şarkı Burada Biter

Siyaseti bir mülkiyet gibi gören bu oportünist akıl gerçeği görmelidir. Koltuğu babadan kalma miras sananlar yanılıyor. Çünkü şaibeli mahkeme değnekleriyle söylenen türkülerin ömrü her zaman kısadır. Sahnedeki aktörler birbirini ağırlayadursun, tarih hükmünü verecektir. Kendi kişisel intikamları uğruna koskoca bir değişimi felç edenleri, tarih trajikomik bir fıkra olarak kaydedecektir.

“Siyasal hafıza üzerine daha derin bir okuma için Haritadaki Sınırlar ve Hafıza: Kimlik Tartışması başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.”

Verified by MonsterInsights