İçimizdeki Pusula: Ahlâk ve Mutluluk Bilgeliği

İnsan dünyaya adım atar atmaz dış dünyayı fiziksel duyularıyla algılamaya başlar. Bebekler bu temel bedensel hisleri doğal olarak hemen onaylarlar. Ancak güzellik ve ahlâk gibi üstün algılar insanda zamanla belirir. Çocukların orantı, estetik ve benzerlik üzerine derinlemesine düşünmesi kuşkusuz zaman alır. Nitekim insan, zihinsel olgunluğa eriştikçe fıtri bir erdem bilincine doğru usulca yol alır.

Eğitimin Sınırları ve Fıtri Erdem

Çoğu düşünür, ahlâk duygusunu tamamen ailevi ve toplumsal eğitime bağlar. Oysa bu yaklaşım insan fıtratını göz ardı eden son derece eksik bir bakıştır. Çünkü karakter belirdiği an, doğanın asıl etkisi kendisini çok kolayca gösterir. Nitekim eğitim, güzellik ve erdem duyusunu insan ruhunda sıfırdan var edemez. Zira ahlakın gerçek kaynağı, insan doğasında zaten hazır bulunan o fıtri potansiyeldir. [1, 2, 3, 4, 5]

Dolayısıyla pedagojik süreçler, mevcut olan bu asil duyguyu sadece işleyen ve geliştiren bir araçtır. Yani doğada bir tohum yoksa, hiçbir eğitim o çorak topraktan bir fazilet ağacı yeşertemez. Sonuç olarak insanı ahlaklı kılan şey, sonradan öğrenilen katı kurallardan ziyade içindeki bu güçlü özdür. Böylece eğitimin sınırları, insanın kendi yaradılış gerçekliğiyle karşılaştığı o kritik noktada netçe beliriş gösterir.

erdemli-olma-sanati-ve-icimizdeki-mutluluk-pusulasi-felsefi

Doğal İyi ve Ahlâki İyi Arasındaki Fark

Ahlâki iyilik, içimizde doğrudan derin ve saf bir sevgi uyandırır. Buna karşılık ev, bağ, bahçe gibi maddi iyilikler ruhumuzda asla böyle bir sevgi yaratmaz. İnsanlar hiçbir çıkar gözetmeden dürüstlüğü ve cömertliği kalpten onaylarlar. Aksine maddi zenginliklere karşı ise içlerinde sıklıkla gizli bir kıskançlık beslerler. Üstelik hainlik ve nankörlük, bize doğrudan zarar vermese bile içimizde büyük bir nefret doğurur. Buna tezat olarak, büyük hastalıklar ve acılar çeken insanlara karşı her zaman içtenlikle şefkat gösteririz.

Düşüncenin Yönetimi ve Kalıcı Mutluluk Sanatı

Zihnimizi ya tam bir kararlılıkla yönetmeli ya da hiç düşünmemeliyiz. Gün içindeki başıboş düşünceler yerine geceleri kaliteli bir uyku seçmeliyiz. Çünkü güçlü bir uyku, zihindeki karmaşık ve yorucu düğümleri sabahleyin usulca çözer. Kendini tanımak, kalıcı mutluluğun yeryüzündeki ilk temel kanunudur. Öyle ki mutluluk, öğrenilmesi ve öğretilmesi zorunlu olan kadim bir bilgidir.

Bu bilgeliği özellikle çocuklarımıza hayatın en başında, erkenden öğretmeliyiz. Zira gerçek mutluluk, anlık hazlar değil tüm zamanları kapsayan sarsılmaz bir güçtür. Kutlu adaleti hayat merkezine alan insan, bu içsel pusulayı asla kaybetmez. Nitekim Hz. Muhammed’in şu asil sözü bu gerçeği taçlandırır: “Bir saat adalet, yetmiş sene nafile ibadetten hayırlıdır!”

İnsanın kendi iç dünyasındaki maskeleri indirme ve samimiyete ulaşma serüvenini kuramsal boyutta incelemek için, bir diğer felsefi çalışmamız olan Dürüstlük ve İçimizdeki Maskeleri Tamamen Bırakma Zamanı başlıklı makalemizi de mutlaka incelemelisiniz. Çünkü mutlak bir dürüstlük, içimizdeki ahlak pusulasını doğrudan canlandırır.

2016-12-04 17:47:38

Yorum yapın

Verified by MonsterInsights