Nizam-ı Cedid’in Sonu: 1807 Kabakçı Mustafa İsyanı

Osmanlı İmparatorluğu 1807 yılının Mayıs ayında tarihinin en kanlı askeri darbelerinden birini yaşadı. Çünkü İstanbul Boğazı’ndaki kalelerin muhafızı olan Kabakçı Mustafa liderliğinde büyük bir isyan başladı. Bu hareket kısa sürede başkentteki tüm bürökratik yapıyı kontrol altına almayı başardı. Böylece bu kalkışma köklü ıslahatları baltalayarak imparatorluğun modernleşme sürecini uzun süre durdurdu.

Siyasi Nedenler ve Nizam-ı Cedid Ordusunun Yarattığı Rahatsızlık

İsyanın çıkışındaki en büyük etken Sultan III. Selim’in kurduğu yeni askeri yapıydı. Zira padişah Batı tarzında modern ve disiplinli bir ordu meydana getirmişti. Nizam-ı Cedid adı verilen bu ordu geleneksel askeri sınıfları fazlasıyla endişelendirdi. Özellikle yeniçeriler kendi ayrıcalıklarını ve siyasi güçlerini tamamen kaybedeceklerini düşündüler.

Bunun yanı sıra saray bürokrasisindeki bazı muhafazakar devlet adamları da reformlara şiddetle karşıydı. Şeyhülislam Topal Ataullah Efendi gibi isimler askerleri el altından sürekli kışkırttı. Dolayısıyla yeniçerilerin hoşnutsuzluğu devletin zirvesindeki gerici gruplar için kusursuz bir silah oldu. Kısacası siyasi güç savaşı ve reform karşıtlığı isyanın ana zeminini hazırladı.

III.Selim

Ağır Vergiler ve Ekonomik Boyutlar

Ancak bu isyanın arkasında sadece askeri sınıfların değil halkın da tepkisi vardı. Aksine yeni kurulan modern ordunun masrafları devlet hazinesine çok büyük yük bindirmişti. Hükümet bu harcamaları karşılamak amacıyla İrad-ı Cedid adıyla yeni bir hazine kurdu. Bu amaçla tütün, kahve ve buğday gibi temel tüketim mallarına çok ağır ek vergiler getirdiler.

Paranın değer kaybetmesi ve yükselen vergiler İstanbul halkını ekonomik olarak canından bezdirdi. Bu nedenle geçim sıkıntısı çeken esnaf ve yoksul kitleler de yeniçerilerin safına katıldı. Nitekim ekonomik adaletsizlik reformların toplumsal tabanda destek bulmasını tamamen engelledi.

Toplumsal Boyutlar ve Başkentte Reform Karşıtı Terör

Ayaklanma İstanbul’un toplumsal hayatında tam anlamıyla büyük bir terör dönemi doğurdu. Çünkü Kabakçı Mustafa’nın peşine takılan isyancılar şehirdeki tüm yenilikçi devlet adamlarını katlettiler. Batı tarzı kıyafet giyen veya Fransızca konuşan aydınlar sokaklarda hedef haline geldi. Sonunda isyancılar sarayın kapısına dayanarak padişahtan Nizam-ı Cedid ordusunun kaldırılmasını talep ettiler.

Sultan III. Selim kan dökülmesini önlemek amacıyla kendi kurduğu orduyu resmen lağvetti. Buna rağmen asiler tatmin olmadı ve padişahı tahttan indirerek yerine IV. Mustafa’yı geçirdiler. Sonuç olarak radikal bir grubun başlattığı şiddet eylemleri toplumsal barışı ve aydınlanma hareketini yok etti.

Siyasi Sonuçlar ve Alemdar Mustafa Paşa Dönemi

İsyan başarıya ulaşmış gibi görünse de peşinden çok daha büyük siyasi krizler getirdi. Çünkü Rusçuk Ayanı Alemdar Mustafa Paşa sadık ordusuyla İstanbul’a yürüyerek şehri bastı. Amaç III. Selim’i yeniden tahta çıkarmaktı fakat isyancılar eski padişahı sarayda feci şekilde katletti.

Bunun üzerine Alemdar Mustafa Paşa tahta Sultan II. Mahmud’u çıkarmak zorunda kaldı. Ancak bu kanlı tecrübe yeni padişahın zihninde çok büyük bir ders olarak yer etti. Bu nedenle II. Mahmud ileride mutlak otoritesini kurarken yeniçeri ocağını tamamen ortadan kaldıracaktı.

Akademik Açıdan Kabakçı Mustafa İsyanı

Modern tarihçiler Kabakçı Mustafa İsyanı’nı sıradan bir asker ayaklanması olarak görmezler. Örneğin Bernard Lewis gibi uzmanlar bu olayı ilerici ve gerici güçlerin ilk büyük çatışması sayar. Oysa klasik muhafazakar anlatılar bu krizi sadece vergilerin getirdiği bir halk patlaması olarak yorumlar.

Buna rağmen her iki akademik bakış da çok net bir ortak noktada buluşur. Çünkü bu isyan Osmanlı’da yenilik yapmanın ne kadar tehlikeli olduğunu gösteren en büyük kanıttır. Sonuç olarak 1807 darbesi anlaşılmadan Tanzimat Dönemi’ne giden zorlu kararların mantığını kavramak imkansızdır.

Verified by MonsterInsights