Milli İradenin Yüce Meclisi: Sivas Kongresi

Amasya’da planlanan ve Erzurum’da temelleri atılan ulusal hareket Sivas’ta zirve noktasına ulaştı. Çünkü 4 Eylül 1919 günü toplanan Sivas Kongresi tüm yurdu temsil eden tek meclisti. Mustafa Kemal Paşa kongre başkanı olarak ülkenin kaderini doğrudan eline aldı. Bu tarihi meclis dağınık haldeki tüm direniş odaklarını tek bir yumruk haline getirdi.

Ali Galip Olayı ve İngiliz Destekli Baskın Planı

Milli Mücadele kadrosu Sivas’a ulaştığında adeta bir mayın tarlasından geçmişti. Zira İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletleri bu kongreyi engellemek için her yolu denedi. Sadrazam Damat Ferit Paşa, Elazığ Valisi Ali Galip Bey’i bu amaçla görevlendirdi.

Ali Galip Bey İngiliz Binbaşı Noel ile birlikte aşiretleri kışkırtmaya çalıştı. Bu amaçla Sivas’ı basarak Mustafa Kemal ve arkadaşlarını tutuklamayı planladılar. Fakat vatansever istihbarat subayları bu kirli telgraf trafiğini erkenden deşifre etti. Bunun üzerine bölgeye gönderilen askeri birlikler isyancı valiyi kaçmaya mecbur bıraktı. Kısacası Ali Galip Olayı, ulusal iradenin gücü karşısında sarayın aldığı ilk büyük yenilgi oldu.

Cemiyetlerin Birleşmesi ve Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti

Kongrede alınan en stratejik karar yerel direniş örgütlerinin kurumsal birleşmesi oldu. Çünkü ülkenin farklı yerlerindeki cemiyetler o güne kadar kendi bölgelerini kurtarmaya çalışıyordu. Sivas’ta tüm bu örgütleri Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirdiler.

Böylelikle bölgesel kurtuluş fikri yerini topyekun ulusal bağımsızlık savaşına bıraktı. Temsil Heyeti’nin yetkilerini ise tüm vatanı kapsayacak şekilde genişlettiler. Mustafa Kemal Paşa bu hamleyle Anadolu’daki tek yasal ve güçlü otorite haline geldi. Dolayısıyla bu birleşme düzenli ordunun ve kurulacak yeni devletin kurumsal zeminini hazırladı.

İlk Yürütme Yetkisi: Hükümet Gibi Davranan Temsil Heyeti

Sivas Kongresi kararları teorik olmaktan çıkarak pratik birer devlet uygulamasına dönüştü. Zira Temsil Heyeti kendisini artık geçici bir ihtilal hükümeti olarak görüyordu. Bu doğrultuda kongre meclisi çok radikal bir askeri adım attı.

Sarayın otoritesini tanımayarak Ali Fuat Cebesoy Paşa’yı Batı Cephesi Umum Kuva-yı Milliye Komutanlığı’na atadılar. Nitekim bu atama, Temsil Heyeti’nin “yürütme yetkisini” ilk kez resmen kullanması anlamına geliyordu. Böylece askeri cephelerin idaresi tek bir merkezden yürütülmeye başlandı. Sonuç olarak Ankara’da açılacak olan meclisin devletleşme provası Sivas’ta başarıyla yapıldı.

Kongre Salonunda Büyük Kırılma: Mandacılar ve Fikirleri

Ancak kongre salonunda tam bağımsızlık fikri üzerinde çok sert tartışmalar yaşandı. Aksine İstanbul’dan gelen bazı önemli aydınlar Amerikan mandasını tek kurtuluş çaresi olarak gördüler. Örneğin ünlü yazar Halide Edib (Adıvar) ve gazeteci Refik Halit (Karay) bu fikrin baş savunucularıydı.

Onlara göre harap haldeki Osmanlı Devleti’nin tek başına ayağa kalkması imkansızdı. Amerikan mandasını, sömürgeciliğe karşı geçici bir kalkınma ve koruma şemsiyesi saydılar. Bekir Sami Bey de güçlü bir devletin mandası olmadan ordunun kurulamayacağını iddia ediyordu. Bu nedenle mandacı aydınlar, Amerikan Başkanı Wilson’ın ilkelerine güvenerek kongreye mektuplar sundular.

Mandanın Kesin Reddi ve Tıbbiyeli Hikmet’in İsyanı

Nitekim bu teslimiyetçi fikirlere karşı kongrenin genç delegeleri adeta bir barikat kurdu. Askeri tıbbiye öğrencilerini temsil eden genç Tıbbiyeli Hikmet Boran kürsüye çıkarak tarihi bir konuşma yaptı. “Manda ve himayeyi kabul edemeyiz, paşam siz bile bunu kabul etseniz sizi reddederiz” diye haykırdı.

Mustafa Kemal Paşa ise bu genç sese “Evlat, müsterih ol, parolamız tektir: Ya istiklal ya ölüm” cevabını verdi. Böylece manda fikrini bir daha açılmamak üzere kongre gündeminden tamamen sildiler. Bu amaçla manda reddi kararını resmi bildiriye koyarak tam bağımsızlığı tek hedef yaptılar

Kongrenin Önemli Şahsiyetleri ve Siyasi Zafer

Sivas Kongresi sadece Mustafa Kemal’in değil, birçok değerli şahsiyetin ortak eseriydi. Örneğin Rauf Orbay, Bekir Sami Kunduh ve İsmail Hami Danişmend gibi isimler kongrede aktifti. Bu kadro Damat Ferit Hükümeti’nin basiretsiz tutumuna karşı Anadolu’nun bağını İstanbul ile tamamen kopardı.

Bunun üzerine köşeye sıkışan Damat Ferit Paşa istifa etmek zorunda kaldı. Böylece Temsil Heyeti saray karşısında ilk büyük siyasi ve diplomatik zaferini kazandı. Yeni kurulan Ali Rıza Paşa Hükümeti ise Anadolu hareketini resmen tanımaya mecbur oldu.

Sivas Kongresi’nin Değeri

Modern tarihçiler Sivas Kongresi’ni Türkiye Cumhuriyeti’nin fiili kurucu meclisi olarak kabul ederler. ÖrneğinSina Akşin gibi uzmanlar bu süreci ulusal egemenliğin tescili olarak yorumlar. Oysa bazı dar popüler anlatılar bu olayı sadece bir siyasi toplantı gibi görür. Onlara göre kongre askeri stratejilerden ziyade sadece diplomatik kararlar üretmiştir.

Buna rağmen her iki akademik bakış da ortak bir noktada buluşur. Çünkü Sivas’ta ulusal birlik sağlanmasaydı ne Büyük Millet Meclisi açılabilir ne de Kurtuluş Savaşı kazanılabilirdi. Sonuç olarak bugün sahip olduğumuz bağımsız devlet yapısı köklerini 1919’daki bu Sivas iradesinden alır.

Verified by MonsterInsights