Sırtından Vurulan Ankara: Bolu, Düzce, Hendek ve Adapazarı

Büyük Millet Meclisi Ankara’da açıldığı an düşman sinsi bir planı devreye soktu. Çünkü işgalci güçler meclisin otoritesini daha doğarken tamamen yok etmek istiyordu. İngiliz ordusu ve İstanbul hükümeti bu amaçla Ankara’nın çok yakınındaki toprakları hedef seçti. Bu yüzden Adapazarı, Hendek, Düzce and Bolu hattında çok büyük isyan ateşleri yaktılar. Biz bu süreci milli mücadelenin en tehlikeli iç güvenlik krizi olarak adlandırıyoruz. Sonuçta Ankara’nın hemen kapısında başlayan bu yangın meclisi askeri açıdan felç etti. Türk milleti bağımsızlık mücadelesi verirken yanı başındaki bu sinsi kuşatmayla yüzleşmek zorunda kaldı.

İngilizlerin Boğazlar Planı ve İsyanın Çıkış Sebebi

İtilaf Devletleri özellikle Marmara ve Karadeniz arasındaki stratejik bölgeye çok önem veriyordu. Çünkü İngiliz ordusu İstanbul Boğazı’nı ve kendi işgal alanlarını tamamen güvenceye almak istiyordu. Ankara hükümetinin o bölgeye ulaşmasını engellemek amacıyla yerel halkı sinsi vaatlerle kışkırttılar. Saray ise Şeyhülislam fetvalarını İngiliz uçaklarıyla doğrudan bu şehirlere havadan attırdı. Böylece dini duyguları sömürülen saf bölge halkı Ankara’ya karşı hızla silahlı isyan başlattı. Ayaklanma dalgası Nisan 1920’de Adapazarı ve Hendek üzerinden Düzce ve Bolu topraklarına kadar yayıldı.

Bölgesel Elebaşları ve Kanlı Çatışmaların Seyri

İsyanların arkasında saraydan destek alan çok tehlikeli yerel figürler bulunuyordu. Özellikle Düzce’de Sefer Bey ve Berje fıkrasından Maan Ali gibi isimler isyanı doğrudan yönetti. Bu elebaşları milli mücadele yanlısı subayları ve meclis görevlilerini acımasızca şehit ettiler. Ayrıca Bolu ve Hendek sokaklarında meclisin gönderdiği az sayıdaki askeri birlik pusulara düşürüldü. Bölgedeki telgraf hatlarını keserek Ankara ile olan tüm iletişimi tamamen kopardılar. Fakat Ankara hükümeti bu ölümcül kuşatmayı yarmak için elindeki en sert askeri güçleri bölgeye sevk etti.

Çerkez Ethem ve Kuvayı Seyyare’nin Sert Müdahalesi

Ankara hükümeti isyanı bastırmak amacıyla ilk etapta Çerkez Ethem ve birliğini görevlendirdi. Çünkü o dönemde meclisin elinde henüz düzenli bir ordu bulunmuyordu. Ethem Bey liderliğindeki Kuvayı Seyyare birlikleri Düzce ve Hendek bölgelerine çok hızlı girdi. Özellikle asilerle girilen sokak çatışmalarında milis güçleri çok sert ve acımasız yöntemler kullandı. İsyanın elebaşlarını yakalayarak bölgede hemen kurulan mahkemelerde sert şekilde cezalandırdılar. Böylece Haziran 1920 sonlarına doğru Adapazarı, Hendek ve Düzce çevresinde asayişi geçici olarak yeniden sağladılar.

Bolu’da Kanlı Hesaplaşma ve Öncü İsimler

Bolu ve çevresindeki ayaklanma Ankara hükümeti için adeta bir ölüm kalım savaşına dönüştü. Çünkü asiler Mudurnu ve Göynük üzerinden doğrudan meclisin kalbine yürütmeyi hedefliyordu. Meclis bu büyük tehdidi durdurmak amacıyla bölgeye çok güvendiği komutanları sevk etti. Özellikle Yarbay Arif Bey ve Kılıç Ali Bey Bolu’daki direnişi kırmak için olağanüstü askeri eylemler gerçekleştirdi. Vatansever subaylar asilerin kurduğu pusuları askeri zekayla tek tek boşa çıkardı. Kılıç Ali Bey kendi müfrezesiyle Bolu’ya girerek asilerin lojistik merkezlerini doğrudan imha etti.

Dördüncü Tümen Komutanı Nazım Bey

Yangının Yeniden Parlaması ve Ali Fuat Paşa Hamlesi

Ancak bölgedeki sinsi yangın ilk askeri müdahalelerle tamamen sönmedi. Çünkü İngiliz ajanları ve saray yanlıları halkı arkadan kışkırtmaya gizlice devam ediyordu. Temmuz 1920’de Düzce ve Bolu çevresinde ikinci bir büyük isyan dalgası daha patlak verdi. Bu yeni tehlike üzerine meclis, Ali Fuat Paşa ve Refet Bey komutasındaki askeri birlikleri bölgeye gönderdi. Garp Cephesi komutanlığı isyancıların lojistik yollarını ve dış bağlantılarını tamamen kesti. Vatansever subayların koordineli operasyonları sayesinde isyancılar silahlarını bırakarak teslim olmak zorunda kaldı.

Bu kanlı çatışmaların tam merkezinde dahi bir Türk subayı devleşti. Özellikle Dördüncü Tümen Komutanı Miralay Nazım Bey Bolu ve Düzce isyanlarını bastırmak için canını dişine taktı. Asilerin kat kat üstün sayıdaki güçlerine karşı askeri disiplinden asla ödün vermedi.

Bu Bölgesel İsyanların Ankara’ya Ağır Maliyeti

Bolu, Düzce, Hendek ve Adapazarı ayaklanmalarının meclise faturası gerçekten çok ağır oldu. Çünkü Ankara yanı başındaki bu yangını söndürmek için aylarca devasa bir enerji harcadı. Batı Cephesi’nde Yunan ilerleyişini durduracak en seçkin birlikler ve Miralay Nazım Bey gibi kıymetli komutanlar bu iç çatışmalarda eridi. Ayrıca bölgedeki zengin insan ve lojistik kaynakları milli mücadele için verimli kullanılamadı. Sonuç olarak bu iç kargaşa Kurtuluş Savaşı’nın askeri başarıya ulaşma süresini doğrudan geciktirdi. Fakat bu krizin tamamen çözülmesi meclisin Anadolu’daki askeri ve hukuki gücünü kesin olarak perçinledi.

Milli Mücadele ve Bolu İsyan Günleri

Milli Mücadelede Bolu

1920 yılında Anadolu’nun her tarafında büyük iç ayaklanmalar baş gösterdi. Özellikle Adapazarı, Hendek, Düzce ve Bolu hattı bu krizin merkezine dönüştü. Nitekim Bolu Belediyesi Kent Konseyi, düzenlediği konferansla bu karanlık günleri aydınlatıyor. Çünkü Dr. Serdar KARA, Milli Mücadele döneminde Bolu isyanlarının stratejik detaylarını belgelerle aktardı. İsyanın Yayılması ve Milli Mücadele Döneminde Bolu Çerkes Ethem kuvvetleri, … Devamını oku

Verified by MonsterInsights