Geceye Emanet Edilen: Sevmek Neden Hâlâ En Güzel Umuttur?

Hayat bazen tüm sesleri kısar ve bizi kendi içimizdeki o en derin fısıltıyla baş başa bırakır. İşte tam o anlarda, şehrin üzerine çöken sessizlik aslında göründüğü gibi boş değildir. Aksine, üzeri örtülmüş en saf duyguların, özlemlerin ve hiç sönmeyen umutların sesidir.

Geçen gece, sokaklarda adımlarken yine o tanıdık his kapladı içimi. Şehir alabildiğine sessizdi, sokaklarda sanki sadece senin yokluğun yürüyordu. İnsan sustukça, içindeki o dünya daha da büyüyor, genişliyor. Etrafımı saran, adını bir sır gibi saklayan dilsiz duvarlara baktım. Her biri, yaşanmış ya da yaşanmayı bekleyen hikayelerin şahidi gibiydi.

Bir Yıldız Kayar, Bir Devir Başlar

Tam bu melankolik düşüncelerin ortasında, gökyüzünden ışıl ışıl bir yıldız kaydı. Çoğu insan kayıp giden şeylerin ardından üzülür; oysa gökyüzü bize bir şeylerin bitişinin bile yeni bir niyet için fırsat olduğunu fısıldar. Ellerimi açtım ve geleceğimize dair, sadece seninle bezeli güzel bir dilek tuttum.

Şairlerin, yazarların asırlardır peşinden koştuğu o sırrı o an bir kez daha anladım: İnsan gerçekten de bazen bir çift gözde kaybolurken, aslında kendi ruhunun en doğru adresini buluyormuş. O gözlerde kaybolmak, bir yok oluş değil; yeniden doğuşmuş. İşte bu yüzden gökyüzünün karanlığına inat, bu gece kalbimin beyaz sayfasına sadece seni yazdım. Gökteki tüm yıldızlar, bu sessiz yemine şahidim olsun.

“Ben Hâlâ Aynı Yerdeyim”

Zaman akıp gidiyor, mevsimler değişiyor ama bazı duyguların coğrafyası hiç değişmiyor. Ben seni unutmadım, inan. Hâlâ o ilk günkü heyecanla, kalbimin en korunaklı, en canlı yerinde sessizce ve sabırla bekliyorum. Bu bekleyiş bir çaresizlik değil; geleceğe duyulan asil bir güven.

Derken, pencereme yağmur damlaları vurmaya başladı. Camin buğusunda, süzülen her damlada sanki senin o huzur veren gülüşün gizliydi. İnsan gerçekten gönülden, hesapsızca sevince anlıyormuş kalbin neden böyle heyecanla ve hasretle yandığını. Bu yanış, insanı kül eden bir yangın değil; ruhu olgunlaştıran bir sıcaklık.

Her Gecenin Bir Sabahı Vardır

Sizce de öyle değil mi?

Hayatımızın bazı dönemlerinde duygularımızı sadece gecelere, sessizliğe emanet ederiz. Peki, sizin de içinizde sakladığınız, yağmur yağdığında ya da gökyüzüne her baktığınızda aklınıza düşen o sönmeyen umudunuz kim veya ne?

Bazı aşklar, bazı büyük duygular kelimelerle hemen tüketilmez. Onlar önce olgunlaşsın diye gecelere, yağmurlara, sabırlı zamanlara emanet edilir. Bugün sokaklar sessiz, bugün sevgimiz belki sadece gecenin koynunda saklı. Ama biliyorum ki, her gecenin sonunda bizi o özlenen parlak sabaha ulaştıracak bir güneş saklıdır. Ve o güneş, elbet bir gün bizim için doğacak.

(KENDİME)

Karanlığın Ardındaki Yarınlara Erişmek İçin

Umut, insanların ömrü boyunca ikinci el eşya satan bir dükkân vitrinine bakar gibi uzaktan izlediği hayatı aniden değiştirir. Nitekim gerçeğin ne olduğunu öğrendiğim günden beri zaman benim adıma hiç bu kadar fırtınalı geçmemişti. Televizyon ekranları toplumsal gerçeği samimiyetle yansıtmıyor.

Ağırlaşan Yaşam Şartları ve Fillerin Dansı

Büyük bir soğukluk hissediyoruz ama bu durum kış ayının zor geçmesinden kaynaklanmıyor kesinlikle. Aksine ağırlaşan yaşam şartlarının gerçekliği. Birbirinden hızla uzaklaşan ve birbirini düşman belleyen grupların hoyratlığı bizleri derinden sarsıyor. İtilen, hırpalanan kadınlarımız ve umutsuz gençlerimiz içimizde büyük bir yara açıyor. Ortada ezilecek tek bir yeşil çimen kalmadı. Ama devasa filler halen keyif çatmaya kararlılıkla devam ediyor.

Üstelik 1923 yılına ve o dönemin şanlı cumhuriyet kazanımlarına karşı planlı bir savaş yürütüyorlar. Çığlık çığlığa heyecanlanan bazı güruhlar, aslında sadece kendi kişisel çıkarlarının peşinden koşuyor. Elinde kutsal kitabı tutup içinde ne yazdığını hiç bilmeyen derin bir cehalet, toplumsal manzarayı tamamen gölgeliyor

Karanlığın Ardındaki Yarınlar ve Umut

Bu nedenle hepimiz çok daha sağduyulu olmak zorundayız. Bu büyük oyunun hırçın ateşine asla yeni odunlar taşımayalım. Belki çok zor olacak ama bizler, asil bir umut sayesinde şimdiye kadar dimdik ayakta durmayı başardık. Dolayısıyla bu içsel gerçeği büyüterek hayata inançla devam etmeliyiz.

Karanlık perdeleri hemen çekin, güneş içeriye dürüstçe girsin. Camları, kapıları sonuna kadar açın; mavi bir gökyüzü ve huzurlu bir deniz dolsun yüreklerimize. Sonuç olarak insanların kardeşçe paylaştığı müreffeh bir ülke geleceğini samimiyetle hayal etmeliyiz. Çünkü hür bir umut beslemek, insanlık adına halen tamamen bedavadır.

Toplumsal yalnızlaşmanın, kentsel sıkışmışlığın ve insan ruhundaki o felsefi arayışların derin boyutlarını incelemek için, bir diğer çalışmamız olan Mavi Bir Evren ve Yaşama Sanatı Üzerine Analiz başlıklı makalemizi de mutlaka incelemelisiniz. Zira karanlığın ardındaki yarınlara erişmek, ruhu ferahlatan o mavi aydınlığı hissetmekle başlar.

2017-02-12 16:58:58