Milli Mücadele Yolunda Unutulan Siper: Sultanköy Şehitliği

Ankara Meclisine Karşı Hain Propagandalar

İstanbul’un işgali sonrası Anadolu’da başlayan şanlı direniş, işgalcileri ve İstanbul Hükümeti’ni teyakkuza geçirmiştir. Nitekim müttefik İngilizler, bu ulusal uyanış sürecini ne pahasına olursa olsun önlemek istemişlerdir. Üstelik Ankara’da kurulan Büyük Millet Meclisi’ne karşı, hanedan bağlılığı temelinde kara propagandalar yürüttüler. Böylece bu sinsi kışkırtmalar etkisini gösterdi ve Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde ayaklanmalar başladı.

Özellikle Bolu, Düzce, Hendek ve Adapazarı bölgelerindeki bazı gruplar, ortak sloganlarla harekete geçmiştir. Zira işgalcilerin yönlendirmesiyle, 1920 yılında Düzce ve Bolu dolaylarında iki büyük isyan çıkarttılar. Dahası bu isyanlar sırasında Kurmay Yarbay Mahmut Bey, Hendek civarında pusuya düşerek şehit oldu. Sonuç olarak tümenin dağılması ve silahların asilerin eline geçmesi, Ankara’da endişe yarattı.

İkinci Ayaklanma Dalgası ve Bolu Dağı Pususu

Diğer taraftan Milli Kuvvetler başka cephelerdeki isyanlarla meşgulken, Abaza ve Çerkez kökenli gruplar ikinci bir isyan başlattı. Nitekim 19 Temmuz 1920’de başlayan bu tehlikeli kalkışma, 23 Eylül tarihine kadar sürdü. Hatta Bolu Dağı bölgesine giden milli birlikler, isyancıların kurduğu sinsi pusular sonucu kayıplar verdi. Fakat vatansever güçler, bölgeye gönderilen takviye birliklerle duruma tekrar hakim olarak ayaklanmayı bastırdı.

Aslında Bolu, 1920 yılında yaşanan bu talihsiz isyanlar nedeniyle hep kötü anımsanan bir şehir olmuştur. Oysaki Bolu halkı, Milli Mücadele’nin yanında saf tutarak hem cephede hem de düzenli orduda pek çok şehit vermiştir. Öyle ki vatansever kent, cephedeki askerinin tüm temel ihtiyaçlarını karşılamak için seferber olmuştur. Buna karşın Düzce bölgesinden gelen asilerin Bolu’da yarattığı tarihi tahribatın izleri zamanla tamamen yok olmuştur.

Sultanköyü Taarruzu ve Ele Geçirilen Top

Bununla birlikte 3 Mayıs 1920 günü Düzce ve Hendek asileri, İngilizlerin para desteğiyle Bolu’yu resmen işgal ettiler. Zalimler, Bolu’da bulunan 32’nci Kafkas Alayının birçok subay ve erini olay yerinde şehit etti. Bunun üzerine Büyük Millet Meclisi, Yarbay Arif emrindeki 175 gönüllü Karakeçili Müfrezesini derhal bölgeye sevk etti. Fakat 4000 kişilik asi kuvvetleri, şehit Yarbay Mahmut Bey’in tümeninden gasp ettikleri bir topu Üçtepeler mevkiine yerleştirdi.

Yani asiler, Sultanköyü’ne giriş yapan Yarbay Arif emrindeki vatansever askerleri bu topla yoğun ateş altına aldı. Maalesef yapılan bu ilk hain topçu ateşiyle, 6 ya da 8 kahraman askerimiz şehit düştü. Ancak Yarbay Arif, hakimiyeti sağlamak amacıyla kuvvetlerini hiç zaman kaybetmeden derhal kahramanca bir taarruza geçirdi. Sonuçta korkuya kapılan asiler, 75 mm’lik sahra topunu olduğu yerde bırakarak arkalarına bakmadan kaçtılar.

Tarihin Canlı Şahidi: Sultanköy Şehitliği

Nihayetinde asiler kaçarken ateşleme kamasını da götürdükleri için Milli Kuvvetler bu topu o an kullanamamıştır. Kısacası yaşanan tüm bu acı olaylardan geriye, Bolu’da halen var olan tek iz olarak Sultanköy Şehitliği kalmıştır. Özellikle köylülerin anlattığı tarihi hikayelerden yola çıkan Kent Konseyi ve Bolu Belediyesi, bu kutsal alanı düzenlemiştir. Şüphesiz hayatını vatan uğruna feda eden aziz kahramanlarımızın hatırasını yaşatmak, hepimizin en büyük namus borcudur. Dileriz ki milli mücadelenin isimsiz yiğitlerinin ruhları şad, mekanları cennet olsun.

Bolu’nun Kültürel Değerleri – Köroğlu/Şair Dertli

Bolu Belediyesi Kent Konseyi, Necip Fazıl Kültür Merkezinde oldukça önemli bir kültürel etkinliğe imza attı. Öncelikle Dr. Hamdi Birgören, 22 Mayıs 2025 Perşembe günü saat 18:30’da serinin yedinci konferansını başarıyla verdi. Bu doğrultuda araştırmacı, Bolu’nun en önemli iki manevi değeri olan Köroğlu ve Şair Dertli’yi anlattı. Köroğlu Destanı ve Tarihsel Gerçekler Köroğlu, Türk halk edebiyatının … Devamını oku

Bolu’dan Yolu Geçen Şairler: Nazım Hikmet – Neyzen Tevfik

Bolu Belediyesi Kent Konseyi, Necip Fazıl Kültür Merkezinde oldukça önemli bir edebi etkinliğe imza attı. Öncelikle Doç. Dr. Metin Akyüz, 7 Mayıs 2025 Çarşamba günü saat 18:30’da serinin altıncı konferansını başarıyla verdi. Bu doğrultuda araştırmacı, yolu Bolu’dan geçen iki dev isim olan Nazım Hikmet ve Neyzen Tevfik’in hayatını anlattı. Nazım Hikmet’in Bolu Günleri ve Tarihsel … Devamını oku

Çanakkale Kara Muharebeleri: Unutulmaz Gelibolu Destanı

Bolu Belediyesi Kent Konseyi, Necip Fazıl Kültür Merkezinde oldukça önemli bir tarihî konferansa imza attı. Öncelikle Melike Bayrak Özçelik, 25 Nisan 2015’in yıl dönümünde serinin beşinci konferansını başarıyla verdi. Bu doğrultuda araştırmacı, İtilaf Devletleri’nin planları karşısında Türk milletinin yazdığı büyük destanı haritalarla anlattı. Çanakkale Cephesi ve Kara Savaşlarının Başlangıcı İtilaf Devletleri, 1915 yılında Osmanlı Devleti’ni … Devamını oku

Atatürk’ün Telgrafıyla Değişen Kader: II. İnönü Zaferi

Milli Mücadele’nin kaderi Batı Cephesi’nde yapılan düzenli ordu savaşlarıyla netleşti. Çünkü Yunan ordusu Ankara’daki meclisi tamamen yok etmek amacıyla büyük bir taarruz başlatmıştı. I. İnönü Muharebesi’ni kaybeden düşman, yaralarını sarıp 23 Mart 1921 günü yeniden saldırdı. İşte 23-31 Mart 1921 tarihleri arasında yapılan II. İnönü Muharebesi, bu kibirli saldırıya vurulan ikinci büyük darbedir.
II. İnönü Zaferi, Milli Mücadele’nin Batı Cephesi’nde kazandığımız çok kritik bir dönüm noktasıdır. Üstelik bu zaferin stratejik önemi, askeri başarısının çok daha ötesine geçmektedir. Nitekim kazandığımız başarı, düzenli ordunun sarsılmaz otoritesini halkın gözünde iyice pekiştirdi. Aynı zamanda uluslararası alanda TBMM’nin hukuki meşruiyetini de büyük ölçüde güçlendirdi.

Esasen bu kanlı savaşın arka planında, çok önemli diplomatik ve askeri sebepler vardı. Özellikle İtilaf Devletleri, Sevr Antlaşması’nı küçük değişikliklerle TBMM’ye kabul ettirmeyi planlıyordu. Ancak meclis, bağımsızlığa aykırı olan bu dayatmaları kesin bir dille reddetti. Bunun üzerine Yunan ordusu, Ankara’ya ulaşarak Milli Mücadele’yi tamamen sonlandırmayı amaçladı. Zira lojistik ve sayıca üstün olan düşman, Türk ordusunu tamamen yok etmek istiyordu.

Savaşın Arkasındaki Siyasi Nedenler

Yunanistan bu ikinci saldırıyı başlatırken arkasında güçlü bir Batı desteği barındırıyordu. Zira I. İnönü yenilgisinin ardından İtilaf Devletleri Londra Konferansı’nı toplamak zorunda kalmıştı. Ancak bu konferansta Ankara Hükümeti, Sevr Antlaşması’nın hafifletilmiş halini dahi sert bir dille reddetti.

Bunun üzerine İtilaf Devletleri, Türk tarafına Sevr’i zorla kabul ettirmesi için Yunanistan’ı yeniden kışkırttı. Yunan ordusu hem kendi askeri prestijini kurtarmak hem de Ankara’ya ulaşmak istedi. Bu nedenle İngilizlerin sağladığı yeni silahlarla İnönü mevzilerine doğru büyük bir hızla ilerlediler. Kısacası II. İnönü, Londra’da çöken diplomatik masanın ardından patlayan askeri bir bombadır.

İsmet Paşa’nın Savunma Stratejisi ve Zafer

Batı Cephesi Komutanı İsmet (İnönü) Paşa, düşmanı çok dar bir alanda durdurmayı planladı. Yunan birlikleri sayıca ve cephane yönünden Türk ordusundan oldukça üstün durumdaydı. Fakat Türk askerlerinin vatan savunmasındaki azmi bu sayısal üstünlüğü siperlerde tamamen eritti.

Metristepe üzerinden yürütülen kanlı çarpışmalar, 31 Mart günü Türk ordusunun kesin zaferiyle sonuçlandı. Yunan ordusu daha fazla kayıp vermemek için Bursa ve Eskişehir yönüne doğru hızla geri çekildi. Böylelikle yeni kurulan düzenli Türk ordusu, rüştünü dünyaya ikinci kez çok güçlü bir şekilde kanıtladı. Nitekim bu zafer, Anadolu halkının bağımsızlık inancını sarsılmaz bir kale haline getirdi.

“Milletin Makûs Talihi” ve Atatürk’ün Tarihi Mesajı

Bunun yanı sıra bu zafer, cephe gerisinde muazzam bir psikolojik uyanış yarattı. Çünkü Mustafa Kemal Paşa, kazandığı bu büyük başarıdan dolayı İsmet Paşa’ya tarihi bir telgraf gönderdi. “Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz” diyerek zaferi taçlandırdı.

Nitekim bu tarihi cümle, yüzyıllardır sürekli gerileyen bir milletin talihi için dönüm noktasıydı. Halk, makûs yani kötü giden kaderinin bu düzenli ordu sayesinde değişeceğini çok net anladı. Bu amaçla ülkenin dört bir yanından orduya katılım ve lojistik yardımlar muazzam bir hızla arttı. Sonuç olarak II. İnönü, cephede bir askeri başarıyken sokakta devasa bir toplumsal motivasyona dönüştü.

Zaferin İçte ve Dışta Yarattığı Siyasi Sonuçlar

II. İnönü Zaferi, İtilaf Devletleri arasındaki sömürgeci ittifakın temelinden sarsılmasına yol açtı. Özellikle İtalya, bu yenilginin ardından Anadolu’da kalamayacağını anlayarak işgal ettiği güney topraklarından çekilmeye başladı. Fransa ise Ankara Hükümeti ile barış yolları aramak amacıyla gizli diplomatik temaslar başlattı.

Üstelik İngiltere, Yunanistan’ın bu savaşı kazanabileceğine dair olan sarsılmaz inancını ilk kez ciddi şekilde sorguladı. Meclis içi muhalefet ise düzenli orduya yönelik eleştirilerini bu başarıdan sonra tamamen durdurdu. Dolayısıyla bu zafer, içeride siyasi birlik sağlarken dışarıda da diplomatik bir yalnızlaştırma kalkanı ördü.

II. İnönü Muharebesi

Modern tarihçiler II. İnönü Muharebesi’ni düzenli ordunun kurumsallaşma testi olarak kabul ederler. Örneğin Sina Akşin gibi uzmanlar bu süreci, “savunmadan taarruza geçişin” hazırlık evresi sayar. Oysa bazı dar popüler anlatılar bu muharebeyi sadece I. İnönü’nün basit bir tekrarı gibi görerek küçümser. Onlara göre asıl kırılma noktası, daha sonra yapılacak olan Sakarya Meydan Muharebesi’dir.

Buna rağmen her iki akademik bakış da çok net bir ortak noktada buluşur. Çünkü II. İnönü’de bu güçlü direniş gösterilmeseydi meclis Eskişehir’i koruyamaz ve Ankara’da dağılırdı. Sonuç olarak bugün sahip olduğumuz egemen devlet yapısı, Metristepe’de düşmana geçit vermeyen o sarsılmaz iradenin mirasıdır.

Bolulular Atalarının İzinde

Zaman geçse de aziz şehitlerimizin bu büyük mirası, kalplerde yaşamaya devam ediyor. Nitekim II. İnönü Zaferinin yıldönümü münasebetiyle, Bolu’da çok anlamlı bir etkinlik düzenlediler. Böylece Bolu Kent Konseyi Yerel Kültür ve Tarih Çalışma grubu, özel bir proje hazırladı. Üstelik bu proje, Bolu Belediyesinin kıymetli destekleriyle Kent Konseyi çatısı altında hayat buldu.

Sonuçta 5 Nisan 2025 Cumartesi günü, hafızalardan silinmeyecek asil bir buluşma gerçekleştirdiler. Böylelikle tüm katılımcılar, “Bolulular Şehit Atalarının İzinde” mottosuyla tek bir yürek oldu.

Etkinliğe 90 kişi olarak katılım sağlayarak çatışmaların en yoğun olduğu, 30-31 Mart 1921’de 945’e yakın şehit verdiğimiz Gündüzbey-Kanlısırt-Üçşehitler ve Metristepe hattında cephe sahasını gezdik. Sahada yaşananları paylaştık.

Bolulular Şehit Atalarının İzinde mottosuyla tek bir yürek oldu. Nitekim Bolu’nun yakın tarihindeki askeri ve toplumsal direniş ruhunu tam anlamak için, bir diğer çalışmamız olan Milli Mücadele Döneminde Bolu İsyan Günleri makalemizi de mutlaka incelemelisiniz. Çünkü geçmişin izleri bugünün kimliğini inşa eder.

Verified by MonsterInsights