Atatürkçülük: Tam Bağımsızlık ve Milli İdeal
Atatürk, Türk milletinin yok olma sınırında olduğu kritik bir dönemde, bu yok oluşa direnen topluluk içinde doğmuştur. Dolayısıyla büyük bunalımlarla mücadele ederek, milletini yıkıntıdan kurtarıp milli bir devlet kurmayı başarmıştır. Nitekim bu kurucu iradenin askeri siperlerde kazandığı o ilk büyük meşruiyet testini, I. İnönü Muharebesi Sonuçları ve Tarihi Önemi başlıklı çalışmamızdan net şekilde görebiliriz. Çünkü modern bir devlet mekanizması ancak askeri ve siyasi başarılarla doğar. Gelişme gücünü yitirmiş medeniyeti, inkılaplarla çağdaş dünya ile sentezlemiştir. Uğur Mumcu’nun günümüz Atatürkçülerini sorgulayan tarihi sorusu, bu bağlamda önemli bir yer tutar.
Ancak o, milletini yıkıntıdan kurtararak milli bir devlet kurmayı başarmıştır. Gelişme gücünü yitirmiş medeniyeti, inkılaplarla batı medeniyeti ile sentezlemiştir. Uğur Mumcu, günümüz Atatürkçülerini sorgulayan o tarihi ve sarsıcı soruyu sorar. Acaba kaç kişi 19 Mayıs’ta Samsun’a gider, kaçı Galata’da müttefikleri alkışlardı?
Ulusal Egemenlik ve Atatürkçülük Tanımı
Atatürkçülük, Türk milletinin tam bağımsızlığını ve devletin millet egemenliğine dayanmasını esas alır. Temel amaç, çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkmaktır. Bu sistem; emperyalizme karşı duran, insan haklarını savunan, halkçı ve demokratik bir dünya görüşüdür.
Bu düşünce yapısı, her türlü emperyalizme karşı net bir duruştur. İnsan haklarının savunucusu olan bu sistem, terörün ve yobazlığın karşısındadır. Ayrıca Atatürkçülük; halkçı, demokratik, sosyal ve barışçı bir karakter taşır. Müspet ilme dayanan bu dinamik yapı, katı dogmalardan tamamen uzaktır.

tam-bagimsizlik-ve-akil-ekseninde-ataturkculuk-nedir-analiziTam Bağımsızlık ve İktisadi Güç
Tam bağımsızlık ilkesinin gücü, toplumda çok etkileyici bir boyuta sahiptir. Atatürk, bu mücadelenin bütün mazlum milletlere örnek olacağına yürekten inanmıştır. Türk milleti, zalimlere karşı ayaklanarak dünyada ilk örneği teşkil etmiştir. Dolayısıyla bağımsızlık, mazlum halklar için evrensel bir meşale haline gelmiştir.
Bunun yanında Atatürk, iktisadi bağımsızlığı tam bağımsızlığın ana unsuru sayar. Tanzimat’tan itibaren başlayan yabancı sömürüsüne bu yüzden şiddetle karşı çıkmıştır. “Atatürkçüyüm” demekle değil; akıl ve bilim yöntemiyle sistemi öğrenerek bilince ulaşılır. Zira bu sistem, durmaksızın gelişmeye açık ve işlenmeye uygun bir yapıdadır.
Halkçılık ve Millet Egemenliği
Atatürkçülüğün ikinci temel taşı, halkçılık ve milliyetçilik ilkeleridir. Bu halkçılık sisteminde halk, asla bir sürü veya yığın değildir. Tam aksine halk, egemenliğin dayandığı tek ve meşru kaynaktır. Toplum, bu egemenliği seçtiği temsilcileri eliyle kayıtsız şartsız dilediği gibi kullanır.
Bu bakımdan kurulan yeni hükümetin öz adı da “halk hükümeti” olmuştur. Sistem, fikri ve icraatı birlikte yürütmeyi öngören bütünsel bir programdır. Türk devletinin dinamik ideallerine ulaşması için gerekli tüm hedefleri açıkça ortaya koyar. Neticede bu ideoloji; modernleşme, güçlenme ve topyekun bir gelişme hareketidir.

Tarihi Sorumluluk ve Mücadele
Bu sistem, Türk kültürünü zihni ve bedeni güçle yukarılara taşır. Koşullara uyan değişik hal tarzlarının bulunmasına imkan veren geniş bir yapıdır. Bizler, içinde bulunduğumuz hali idrak ederek elimizi taşın altına koymalıyız. Atatürkçü düşüncenin neferleri olarak bu tarihi sorumluluktan asla kaçamayız.
Siyasi ve ekonomik bağımsızlığın yeniden hakim olması şüphesiz zaman alacaktır. Fakat bu uğurda kararlılıkla mücadele etmek, bizler için en büyük şereftir. Sonuç olarak akıl ve bilimin ışığında yürümek, bu vatana olan namus borcumuzdur. Kabullenmek yoktur, tam bağımsız Türkiye ideası için çalışmaya kararlılıkla devam edilecektir.











