Büyük Umutlar ve Ağır Riskler
Tarihimizin en büyük trajedilerinden biri olan Sarıkamış Harekatı, 22 Aralık 1914 yılında Ruslara karşı başlatılmıştır. Nitekim 93 Harbinde kaybedilen toprakları geri almak, bu askeri girişimin en büyük amaçları arasında yer alır. Ancak Osmanlı İmparatorluğu’nun uyguladığı taktik hatalar, harekatın büyük bir hüsranla sonuçlanmasına yol açmıştır. Böylece 60.000 Osmanlı askeri, düşman kurşunundan ziyade dondurucu soğuğa teslim olarak hayatını kaybetmiştir.
Zira Enver Paşa, tamamen karlarla kaplı ve yolsuz bir arazide kış donatımından yoksun birliklerle yola çıkmıştır. Bu doğrultuda planın asıl amacı, Rus Kafkas Ordusuna süratle darbe indirerek bir Tannenberg zaferi yaratmaktır. Oysa kağıt üzerindeki bu kuşatma planına nazaran, cephedeki malzeme ve iaşe miktarı son derece noksandı. Öyle ki ordunun acil ihtiyacı 88.000 ton hububat iken, ambarlarda sadece 1.250 ton yiyecek bulunuyordu.
Denizdeki Kayıplar ve Lojistik Çöküş
Üstelik kış şartlarında erzağın kara yoluyla taşınması ve askere dağıtılması bir hayli güçleşmiştir. Bu süreçte Rusların Karadeniz’deki donanma üstünlüğü de lojistik çöküşü doğrudan hızlandıran bir etken olmuştur. Mesela doğuya erzak götüren en büyük üç gemimiz, Karadeniz’de Rus donanması tarafından batırılmıştır. Bununla birlikte 4.000 tonluk Derne gemisinin batması da askerin tamamen erzaksız kalmasına yol açmıştır.
Diğer taraftan bölgede başlayan salgın hastalıklar, Enver Paşa’nın alelacele bir harekata girişmesine sebep olmuştur. Saldırı planına göre 11. Kolordu düşmanı cepheden karşılayacak, 10. Kolordu ise Bardız istikametinden kuşatma yapacaktı. Fakat lojistik yetersizlikler daha taarruzun ikinci gününde kendisini çok acı bir şekilde hissettirmiştir. Sonuç olarak askere erzağı mahallinden toplama emri verilmiş, cephanenin ise idareli kullanılması istenmiştir.
Allahuekber Dağları ve Felaketin Başlangıcı
Hatta Albay Hafız Hakkı Paşa önderliğindeki 10. Kolordu, geniş bir kuşatma için Kosor istikametine yönelmiştir. Şüphesiz bu hatalı yönelim, muharebe gücünün tek bir noktada toplanmasını engelleyerek felaketin ana nedeni olmuştur. Öyle ki ağır koşullar altında ilerleyen 10. Kolordu, üç kilometrelik bir kar çölü olan Allahuekber Dağları’na saplanmıştır. Kısacası doğa, her geçen saat Türk askerinin dağlarda güpegündüz erimesine yol açmıştır.
Böylece 10. ve 11. Kolordular daha Sarıkamış’a bile ulaşamadan yol üzerinde tamamen yok olmuştur. Sadece 9. Kolordu tek başına Sarıkamış’a ulaşmayı başarmış, ancak 300 kişilik bu küçük kuvvet de Ruslarca geri püskürtülmüştür. Nihayetinde taarruzların başarısız olması üzerine, 6 Ocak 1915 tarihinde Hafız Hakkı Paşa tarafından resmi geri çekilme emri verilmiştir. Demek ki bu büyük atağa katılan güçlerin sadece %10’u başlama pozisyonuna geri dönebilmiştir.
Karlar Eridiğinde Ortaya Çıkan Acı
Özetle başlangıçta kazanılan küçük başarıların ardından, tarihin gördüğü en büyük bozgunlardan biri yaşanmıştır. Aç, çıplak ve cephanesiz bırakılan vatan evlatları için Allahuekber Dağları adeta birer beyaz mezar olmuştur. Hatta havalar ısınıp karlar erimeye başladığında ortaya çıkan görüntüler, yaşanan dramın büyüklüğünü gözler önüne sermiştir. Nitekim Enver Paşa, komutanlığı Hafız Hakkı Paşa’ya devrederek süratle İstanbul’a dönmüştür.
Sonuçta açlığa, susuzluğa ve soğuğa teslim edilen binlerce can, vatan toprakları uğruna şehit düşmüştür. Şimdi bizlere düşen en büyük görev, bu acı askeri hatalardan ders çıkararak şanlı tarihimizin her anına sahip çıkmaktır. Böylece canlarını feda eden kahramanlarımızın hatırasını saygıyla yaşatmak, bu ülkenin her bir ferdi için namus borcu olarak kalacaktır.
Dileriz ki aziz şehitlerimizin ruhları şad, mekanları her daim cennet olsun.
Alman Genelkurmayının Stratejik Hedefleri
SSarıkamış Harekatı, müttefik Alman subaylarının da planladığı bir askeri girişimdi. itekim Genelkurmay İkinci Başkanı Friedrich Bronsart von Schellendorf, bu kış taarruzunu desteklemişti. Çünkü Alman Genelkurmayı için bu cephe, Rus ordularını Kafkasya’da oyalama alanıdır. Böylece Rusların Avrupa cephesindeki baskısı tamamen kırılacaktı. Hatta Batı cephesinde Almanya’nın askeri yükü büyük oranda hafifleyecekti.
Bununla birlikte 3. Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa kış taarruzuna karşı çıkmıştı. Ancak Bronsart Paşa, onun bu duruşunu azim eksikliği olarak nitelendirdi. Sonuç olarak hazırlanan agresif kuşatma planı, hemen yürürlüğe konmuştur. Yani Mehmetçiğin canı pahasına, Alman askeri çıkarlarına hizmet edilmiştir. Zira bölgedeki dondurucu ve ağır doğa koşulları tamamen göz ardı edilmiştir.
Feldmann ve Guze’nin Çarpıcı İtirafları
Diğer taraftan Enver Paşa ile cepheye giden Yarbay Otto von Feldmann, felaketi rapor etmiştir. Feldmann, askeri raporlarında Osmanlı ordusunun lojistik eksikliklerini bizzat yazmıştır. Özellikle kışlık donanım ve nakliye yetersizliği, felaketin baş sorumlusu sayılmıştır. Benzer şekilde 3. Ordu Kurmay Başkanı Felix Guze de savaştan sonra hatıralar kaleme almıştır.
Guze, hatıralarında harekatın askeri açıdan hiçbir başarı şansı bulunmadığını itiraf etmiştir. Dahası kolordular arası koordinasyon eksikliğinin hezimeti kaçınılmaz kıldığını vurgulamıştır. Fakat tüm bu uyarılara rağmen, Alman askeri misyonu hiçbir engelleyici çaba göstermemiştir. Kısacası müttefik subaylar, Türk askerinin erimesini soğukkanlı bir askeri mantıkla izlemiştir.
Liman von Sanders ve Konsolosluk Raporları
Ayrıca Alman Askeri Misyon Heyeti Başkanı Liman von Sanders, hatıratında ve raporlarında Enver Paşa’yı sert dille eleştirmiştir. Sanders, “Osmanlı Devleti’nin Askeri Çöküşünün Nedenleri” başlıklı gizli raporunda Sarıkamış’ı tam bir taktik cinayet olarak nitelendirmiştir. Zira ona göre, kışın en şiddetli anında Allahuekber Dağları’na yaya birlik sürmek askeri dehanın değil, cehaletin bir ürünüydü. Öyle ki bu felaket, Kafkasya cephesindeki Osmanlı askeri varlığını neredeyse tamamen ortadan kaldırmıştır.
Nitekim cephenin gerisindeki acı durum, Almanya’nın Trabzon Konsolosu Dr. Bergfeld’in resmi raporlarına da yansımıştır. Bergfeld, 2 Mart 1915 tarihli raporunda bölgedeki tifüs salgınının ve açlığın yarattığı yıkımı merkeze bildirmiştir. Hatta hastanelerdeki yetersizliklerin Türk askerini saflar halinde kırdığını, günlük ölüm oranlarının inanılmaz boyutlara ulaştığını aktarmıştır. Sonuçta Alman subayların bu tarihi raporları, Sarıkamış’ın sadece doğaya karşı değil, yanlış ittifak politikalarına karşı da kaybedilen bir trajedi olduğunu kanıtlamaktadır.









